Ana SayfaPortekizLizbon Gezi RehberiLizbon'da Gezilecek Yerler & 3 Günlük Haritalı Gezi Rotası

Lizbon’da Gezilecek Yerler & 3 Günlük Haritalı Gezi Rotası

Avrupa’nın en güzel ve en kozmopolit şehirlerinden biri olan Lizbon, Portekiz’in başkenti ve en güzel şehri. Son yıllarda artan turist trafiğiyle dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Lizbon, aslında Avrupa’nın en popüler tatil destinasyonlarından biriydi, ancak son zamanlarda daha çok adından söz ettiriyor. Birbirinden güzel dar sokakları, arnavut kaldırımları, görkemli yapıları ve tarihi dokusuyla 2-3 gününüzü sıkılmadan geçirebileceğiniz bu güzel şehir, hareketli gece hayatıyla da dikkat çekiyor.

Tagus Nehri ağzına yakın bir dizi tepenin üzerine kurulu, denizle ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olan Lizbon, misafirperver halkı, birbirinden leziz yemekleri ve dinamik yapısıyla her turiste hitap eden güneşli ve güzel bir şehir. Lizbon’da gezilecek yerler ise daha çok tarihi yapılar ve müzelerden oluşuyor olsa da, parkları, plajları ve muhteşem manzaraları da bu şehirde fazlasıyla bulabiliyorsunuz.

Portekiz’in en modern ve en gelişmiş şehirlerinden biri olmasına rağmen, tarihi dokusunun büyüsünü de kaybetmemiş. Bir sokakta 80’li yılların başına giderken, diğer sokaklarda günümüz modernizmini hissedebiliyorsunuz. Tarihi tramvaylarıyla farklı bir nostalji havasına sahip olan Lizbon’da yapılacak birbirinden güzel şeyleri de bulabilirsiniz.

Lizbon için 2 günlük bir gezi yeterli oluyor, ancak şehir merkezinden günübirlik gidilecek cazibe merkezleri ve plajları da ziyaret etmeyi planlıyorsanız, bu şehir için 3 gününüzü ayırın derim…

3 Günde Lizbon’da Yapılacak Şeyler

1.GÜN

Lizbon da gezilecek yerler haritası
Haritayı Google Maps‘te görmek için tıklayın

  • Rua Augusta
  • Santa Justa Asansörü
  • Carmo Rahibe Manastırı
  • Largo do Carmo
  • Sao Roque Kilisesi
  • Miradouro de São Pedro de Alcântara (Manzara seyir noktası)
  • Rossio Meydanı
  • São Jorge Kalesi
  • Lizbon Katedrali
  • Alfama Bölgesi
  • Mercado de Santa Clara

2.GÜN

Lizbon gezi haritası 2. gün

  • The Pink Street
  • Mercado da Ribeira
  • Elevador da Bica (Bica Füniküleri)
  • Estrela Bazilikası
  • Águas Livres Su Kemeri
  • Museu Calouste Gulbenkian (Gülbenkian Müzesi)
  • Lizbon Okyanus Akvaryumu

3.GÜN

Lizbon gezi rotası 3.gün

  • MAAT (Sanat, mimari ve teknoloji müzesi)
  • Padrao Dos Descobrimentos (Coğrafi Keşifler Anıtı)
  • Berardo Koleksiyon Müzesi
  • Jeronimos Manastırı
  • Belem Kulesi
  • Cascais (Plajı için gidilebilecek bir bölge. Şehir merkezine 35-40 dakika uzaklıkta. Soğuk aylarda şehri ziyaret ediyorsanız veya plaj planınız yoksa es geçilebilir)
  • Sintra ve Kalesi (Şehir merkezine trenle yaklaşık 45 dakika ve mutlaka görülmesi gereken yerler arasında)

3 Günlük Bu Rotaya Göre Lizbon’da Nerede Kalınır ?

Lizbon’da Konaklama – foto kaynak ; flickr / Michael Levine

Yukarıdaki haritaya da bakacak olursanız Lizbon’da konaklama için en ideal ve en merkezi bölgenin Baixa bölgesi olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz. Eğer bütçenize uygun bir konaklama birimini bu bölgede bulabilirseniz, diğer bölgelere göz atmanıza bile gerek kalmayabilir. Çünkü Baixa, Lizbon’un kalbinin attığı yer olarak biliniyor ve yukarıdaki haritada yer alan 1. gün gezi rotasındaki çekim merkezlerinin hemen hepsine bu bölgedeki otellerden veya diğer konaklama birimlerinde konaklayarak yürüyerek rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Ancak çok düşük bütçeli bir Lizbon gezisi planlıyorsanız bölge olarak Alfama veya Bairro Alto gibi biraz daha ekonomik bölgelere göz atabilirsiniz.

Baixa bölgesinde, yani şehrin tam kalbinde konaklamayı düşünürseniz, şehrin en popüler ve en ideal konumlu otellerinden olan 4 yıldızlı TURIM Terreiro do Paço Hotel‘e, 3 yıldızlı My Story Hotel Tejo veya yine 3 yıldızlı Rossio Garden Hotel‘i inceleyebilirsiniz.

Lizbon’da Gezilecek Yerler

Lizbon’da gezip görülecek yerler listesine eklenebilecek en popüler çekim merkezleri tarihi şehir merkezi sınırları içerisinde birbirine yürüme mesafesinde bulunuyor olsa da, bazı turistik noktalar için toplu taşıma araçlarını kullanmanız gerekebiliyor. Bu yüzden ilk olarak gezinize şehrin en hareketli noktası olan Rossio Meydanı veya Rua Augusta yakınlarından başlayabilir veya zevkinize ve temponuza göre bu 26 yer arasından kendinize özel bir rota çıkarabilirsiniz.

1.Rua Augusta

Rua Augusta – kaynak ; flickr / david mcginlay

Mozaik kaldırımları, açık hava kafeleri, uluslararası mağazaları ve çok sayıda sokak sanatçısıyla Lizbon’un en hareketli caddelerinden biri olan Rua Augusta, Lizbon’un nehir kenarındaki büyük meydanı olan Praça do Comércio’nun hemen yanında yer alıyor. Meydan, daha çok ev sahipliği yaptığı tarihi Rua Augusta kemeri ile ilgi görüyor.

19. yüzyıldan kalma simgesel kemer, şehrin trafiğe kapalı ana caddesi olan Rua Augusta’nın güney ucunun yakınında, yolun kuzey ucunda yer alıyor. Portekizli mimar Santos de Carvalho tarafından tasarlanan ve 1755 depreminden sonra başkentin yeniden inşasını işaretlemek için inşa edilen anıt, 1873 yılında büyük bir törenle açılmış. Meydan tarafından bu kemerin altından geçerek ulaşacağınız yer ise Lizbon’un en kalabalık caddesi.

Rua Augusta Caddesi, Lizbon’da yeme içme, alışveriş veya konaklama gibi birçok imkana sahip, ancak şehrin tam merkezinde bulunduğundan dolayı fiyatlar şehrin geneline nazaran biraz daha pahalı.

Tekrar meydana dönecek olursak, burası Lizbon’da en güzel gün batımı manzarasını seyredebileceğiniz yerlerden biri. Özellikle akşam saatlerinde hareketlenen meydan çevresi ise çok sayıda tarihi ve şık binalarla çevrili. Ayrıca yaz aylarında şehirdeki en fazla konserin ve etkinliğin yapıldığı yer.

2.Santa Justa Asansörü

Santa Justa Asansörü – kaynak ; flickr / Trey Ratcliff

Rua Augusta Caddesi için yeteri kadar zaman ayırdıktan sonra, kısa bir yürüyüş ile Santa Justa Asansörü‘ne ulaşabilirsiniz.

Bu asansör, Lizbon’un en ünlü cazibe merkezi ve sunduğu eşsiz şehir manzarasıyla ilgi görüyor. Lizbon’un kalbinin attığı bölge olan Baixa’dan Bairro Alto bölgesine gitmenin en hızlı yolu bu asansörleri kullanmak. Bu iki bölgeyi birbirine bağlayan, görkemli ve şık mimarisiyle dikkat çeken asansör, 1902 yılından beri hizmet veriyor. Açıldığı günden beri Lizbon’un en önemli çekim merkezlerinden biri olmaya da devam ediyor.

1902 yılından 1907 yılına kadar buharla çalıştırılmış olan asansör bu tarihten sonra elektrikli motorla çalışmaya başlamış. Asansör, 45 metre yüksekliğinde ve Eyfel Kulesi ile aynı mimari tarzda inşa edilmiş. Asansör’ün en tepesinde bir de gözlem yeri bulunuyor. Buradan Baixa’nın panoramik manzarasını da seyredebiliyorsunuz.

Santa Justa Asansörü, 1902’de Gustav Eiffel‘in (Eyfel Kulesi’nin mimarı) öğrencisi Raoul Mesnier du Ponsard tarafından inşa edilmiş.

Asansörün bulunduğu merdivenlerde uzunca bir kuyruk oluşuyor. Lizbon’u özellikle yüksek sezonda ziyaret ediyorsanız, asansörü kullanmak için bu uzun kuyruklara girmeniz gerekebiliyor. Öğleden önce çok daha sakin olduğundan Santa Justa Asansörü’ne mümkün olduğunca erken gidin. Gün batımına yakın saatler, asansörün en yoğun olduğu saatler. Son olarak bu asansörün 07:00-23:00 saatleri arasında hizmet verdiğini unutmayın, yani gecenin geç saatlerinde gelerek Lizbon’u bir de akşam karanlığında seyredebilirsiniz.

  • Santa Justa Asansörü bilet ücreti 6$ (çift yönlü). Ayrıca gözlem yerinden şehrin manzarasını seyretmeyi planlıyorsanız bu ücrete ek olarak 2$ ücret ödemeniz gerekir.

3.Carmo Rahibe Manastırı

Carmo Rahibe Manastırı – kaynak ; flickr / Víctor Nuño

Lizbon’un en önemli çekim merkezlerinden biri olan Carmo Rahibe Manastırı, tarihteki en ölümcül depremlerden biri olan, 1 Kasım 1755’te, Azizler Günü’nde gerçekleşen depremin bir hatırlatıcısı olarak duruyor.

9 büyüklüğündeki bu depremin sonucunda oluşan trajedi tüm Avrupa’yı derinden sarsmış. Lizbon, büyük bir şehir ve limandı, büyük Keşif Çağı’nın ünlü gezginlerine ev sahipliği yapıyor ve dünya üzerindeki en eski sürekli yerleşik şehirler arasındaydı. Deprem ve yangınlar sadece evleri değil, kraliyet sarayını yerle bir etti, opera binasını, katedrali ve kütüphaneyi de yıktı. Tahminlere göre şehrin %85’lik bir bölümü yok olmuştu. 

Bugün, bu yıkıcı depremden günümüze kalan eserlerden biri olan Carmo Rahibe Manastırı, bir kalıntıdan ibaret olsa da, yine de Lizbon’da görülmeye değer en önemli yerlerden.

Seçkin bir gotik tasarıma göre 1389-1423 yılları arasında inşa edilmiş olan manastırın yanındaki kiliseden de, günümüze sadece kalıntılar kalmış. 

4.Largo do Carmo

Largo do Carmo – kaynak ; flickr / Daniel Perries

Lizbon’un en küçük ama güzel meydanlarından biri olan Largo do Carmo, birbirinden güzel tarihi binalar ve ağaçlarla çevrili. Hem bilim kurgu filmleri hem de reklamlar ve belgeseller sayesinde ünlenmiş olan bu meydanda, tarihi 18. yüzyıla uzanan bir de çeşme bulunuyor. Sıcak yaz aylarında Lizbon’u ziyaret ediyorsanız ve şehir merkezinde ücretsiz olarak dinlenebileceğiniz gölgelik bir alan arıyorsanız bu meydana göz atabilirsiniz.

Meydanın en önemli cazibe merkezi ise Jakaranda ağaçları. Bu tarihi ağaçlar Güney Amerika’dan 18. yüzyılda buraya getirilmiş ve meydana dikilmiş. Mayıs ve haziran aylarında farklı renk tonlarıyla dikkat çeken bu ağaçları görmek için bile bu meydanı ziyaret edebilirsiniz.

5.Sao Roque Kilisesi

Sao Roque Kilisesi – kaynak ; flickr / ilirjan_rrumbullaku

Bairro Alto bölgesinin en önemli cazibe merkezlerinden biri olan Sao Roque Kilisesi, oldukça sade bir dış cepheye sahip olsa da, iç mekan oldukça süslü ve gösterişli bir dekorasyona sahip. Sürükleyici bir deneyim sunmak amacıyla kilise, hemen yanındaki müze ile birleşmiş ve tek bilet ile hem kiliseyi hem de kilisenin müzesini görebiliyorsunuz.

16. yüzyılın sonlarında Cizvit Tarikatı tarafından kurulan Rönesans cepheye sahip Sao Roque Kilisesi, mermer, fayans ve yaldızlı ahşap işçiliği ile zengin bir şekilde süslenmiş ve süslü şapellere sahip.

Kilisenin hemen yanında yer alan müzede ise kutsal emanetlerden oluşan geniş çaplı bir koleksiyon sergileniyor.

6.Miradouro de Sao Pedro de Alcantara (Manzara seyir noktası)

Manzara seyir noktası – kaynak ; flickr / Herbert Frei

Dik bir yokuşun ardından ulaşabileceğiniz, Lizbon’un en güzel manzarasını sunan Miradouro de Sao Pedro de Alcantara küçük, iyi tasarlanmış bir park ve Lizbon çevresinde bulunan birçok görüş noktasından biri olarak hizmet ediyor. Şehrin orta kısmının, özellikle Sao Jorge Kalesi ve Graça Tepeleri’nin muhteşem manzarasını sunuyor.

Üst kısımda bir çeşme ve popüler ‘Diario de Noticias’ın kurucusu Eduardo Coelho’nun onuruna yapılmış bir anıt bulunuyor. Alt katta, Yunan ve Roma mitolojisinden (Minerva ve Ulysses gibi) ünlü kahramanların ve tanrıların çiçek tarhları, büstleri ve duvarlarla çevrili bir kemere inşa edilmiş güzel bir küçük şelale yer alıyor. Alttaki açık alanda şehrin manzarasını seyredebileceğiniz bir seyir noktası, oturup çevredeki sokak sanatçılarını dinleyebileceğiniz banklar ve yeme içme için de birçok olanak bulunuyor.

7.Rossio Meydanı

Rossio Meydanı – kaynak ; flickr / H&T PhotoWalks

Lizbon’da yeme içme konusunda en zengin bölgelerden biri olan Rossio Meydanı, Lizbon’un en yoğun turist trafiğine sahip yerlerinden. Resmi olarak Praça Dom Pedro IV olarak adlandırılan bu merkezi konumdaki meydan, daha çok Rossio olarak biliniyor. Meydanın kenarında şehrin en popüler ve en iyi cafelerinden ve restoranlarından bazılarını bulabiliyorsunuz. Zaten meydan turistler arasında daha çok öğle veya akşam yemeği için tercih ediliyor.

13. yüzyılda kurulmuş olan bu meydanın en önemli cazibelerinden biri ise, 19. yüzyılda meydana eklenmiş olan mozaik kaldırım oluyor. Ayrıca meydanın merkezinde, eski bir Portekiz kralı ve Brezilya’nın ilk imparatoru olan Dom Pedro IV‘ün anıtı bulunuyor. Bu anıtın iki yanında ise, iki çeşme var. 1889’da dikilen bu iki Barok çeşme aynıdır ve efsanevi figürleri tasvir eden heykellere sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Ayrıca Lizbon’un önde gelen performans mekanı olan neoklasik tarzdaki D. Maria II Ulusal Tiyatrosu‘nu gördüğünüzden de emin olun. Tiyatro meydanın hemen kuzeyinde bulunuyor.

7/24 açık olan Rossio Meydanı, şehrin kalbi olan Baixa bölgesinde bulunuyor ve Rossio metro istasyonuna gelerek meydana kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Cafe önerisi olarak da 200 yıllık bir tarihe sahip olan ve gösterişli art deco cephesiyle dikkat çeken ‘Cafe Nicola’ya göz atabilirsiniz.

8.Sao Jorge Kalesi

Sao Jorge Kalesi – kaynak ; flickr / Duncan Rawlinson

Lizbon silüetinin en önemli parçalarından biri olan Sao Jorge Kalesi, tarihi şehir merkezinin kalbinde bulunuyor. Tarihi 11. yüzyıla uzanan kale sadece Lizbon’un değil, Portekiz’in de en ünlü yerleri arasında.

Lizbon’un en yüksek noktası olan São Jorge tepesinin zirvesinde bulunan, aynı adı taşıyan kale şehrin en sembolik yapılarından biri. Günümüzdeki kalenin tarihi 11. yüzyıla uzanıyor olsa da, burada 5. yüzyıldan kalma bir başka kale yapısı bulunuyormuş (Son birkaç yılda yapılan kazı çalışmalarına göre).

5. yüzyılda Vizgotlar tarafından inşa edilmiş olan kale, 11. yüzyılda Morolar tarafından değiştirilerek, yeniden inşa edilmiş. Portekizli I. Afonso (1109 – 1185) döneminde restorasyonu yapılan ve daha sonraki yıllarda ise bir kraliyet sarayına dönüştürülmüş olan kale son olarak 1938 yılında restore edilerek günümüzdeki görkemli halini almış.

Bundan birkaç yıl önce yapılan kazılar sırasında bölgede Fenike, Yunan ve Kartaca kalıntıları bulunmuş. Bu da kalenin tarihinin çok daha eski bir döneme kadar uzandığının en önemli kanıtı.

Sao Jorge Kalesi’nin de bulunduğu tepe, Lizbon Katedrali’ne de ev sahipliği yapıyor. Bu yüzden bu tepe için en azından yarım gününüzü ayırın derim. Ayrıca gün batımına yakın saatlerde kaleyi ve tepeyi ziyaret edecek olursanız, Lizbon’un en muhteşem manzarasını seyredebilirsiniz.

Siperleri, ilgi çekici müzesi ve büyüleyici arkeolojik alanı, kaleyi her yaştan ziyaretçi için çekici bir yer haline getiriyor.

  • Sao Jorge Kalesi giriş ücreti yetişkinler için 12$, 12 yaş altı çocuklar için ise ücretsiz. Ayrıca kale, 09:00-18:00 saatleri arasında ziyarete açık.

9.Lizbon Katedrali

Lizbon Katedrali – kaynak ; flickr / Michael Foley

Santa Maria Maior Katedrali olarak da bilinen Lizbon Katedrali, Sao Jorge Kalesi’nin de bulunduğu tepede yer alıyor. Orta Çağ’dan kalma bu katedral, Lizbon’da görülecek yerler arasında en popüler çekim merkezlerinden biri. Hem görkemli mimarisi ve dış cephesi, hem de iç mekan süslemeleri ve dekorasyonuyla ilgi çekiyor.

Şehirdeki en eski dini yapılardan biri olmasının yanında, gotik, Roma ve neoklasik gibi çok çeşitli mimari stilleri birleştiren tek dini yapı olmasıyla da öne çıkıyor. Tarihinde birçok kez restore edilen ve değiştirilen katedral, Portekiz Kralı I. Afonso tarafından eski bir caminin yerine inşa edilmiş ve o zamandan beri, bir Roma Katolik Kilisesi ve Lizbon piskoposluğunun merkezi olarak hizmet veriyor.

1147 yılında inşa edilen katedral, 1755 yılındaki yıkıcı depremin ardından 20. yüzyılda yeniden inşa edilerek günümüzdeki görkemli halini almış. Katedralin içi, farklı ülkelerde görebileceğiniz diğer katedrallere kıyasla ‘sade’ ama yine de gotik tarzdaki kemerleri, tavanları ve ayrıca vitray bölümleri ile oldukça etkileyici bir görünüme sahip.

  • Sé de Lisboa veya Sé Katedrali olarak da anılan Lizbon Katedrali’ne giriş ücreti ise 3$. Ayrıca kiliseyi pazar günleri hariç haftanın her günü 09:00-19:00, pazar günleri ise 14:00-19:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

10.Alfama Bölgesi

Alfama Bölgesi – kaynak ; flickr / Guillén Pérez

Şehrin en canlı, en dinamik ve en renkli bölgelerinden biri olan Alfama Bölgesi, Lizbon’da gezilecek yerler arasında. Burası, Lizbon’daki turistik yerlerin büyük bir bölümüne ev sahipliği yapmasının yanında, çok sayıda barı, restoranı, cafesi ve otelleriyle de ilgi görüyor. Bölge, dar sokaklarıyla, tarih boyunca balıkçılara ev sahipliği yapan Lizbon’un en geleneksel semtlerinden biri.

Alfama, Lizbon’da konaklama için de en çok tercih edilen bölgelerden biri. Şehir merkezine yakın bir konumda bulunuyor olsa da, merkeze nazaran daha ekonomik bir konaklama sunuyor. Hem geniş daireleri hem de diğer bütçeli tesislere ev sahipliği yapan bu bölge, ayrıca Lizbon gece hayatı için de ilgi görüyor.

Sao Jorge Kalesi’nin eteğinde, tepeyle okyanus arasında yer alan bu mahalle, şehrin özünü taşıyor. Ayrıca bölgenin en önemli özelliği Portekiz müziğinin en bilinen türü olan ‘Fado’nun 1820 yılında ortaya çıktığı yer olması. Fado hakkında çok daha fazla bilgi almak isterseniz, bölgedeki Fado Müzesi’ni de ziyaret edebilirsiniz. Bu bölgeye ulaşmanın en güzel yolu ise, nostaljik 28 nolu tramvayı kullanmak.

11.Mercado de Santa Clara

Santa Clara Pazarı – kaynak ; flickr / Kotomi

Santa Clara Pazarı, mimar Emiliano Augusto de Bettencourt tarafından 1877 yılında açılmış. İlk kurulduğu yıllarda pazar, taze gıda satışı için kullanılıyordu. Günümüzde ise Lizbon’da hem yerel halkın hem de turistlerin yeme içme için tercih ettiği bir Food Court olarak hizmet veriyor. Ayrıca pazarın önünde oturup nehir manzarasının keyfini çıkarabileceğiniz bir yer de bulunuyor.

Pazarın bazı bölümlerinde antik ve el sanatları eşyalarını satan küçük dükkanlar da bulunuyor. Yeme içme dışında, hediyelik eşya için de en ideal yer olan Santa Clara Pazarı, ayrıca mimari yapısıyla da dikkat çekiyor. Her şekilde Lizbon’da gezilecek en güzel yerlerden biri diyebilirim.

12.The Pink Street

The Pink Street Gece Hayatı – kaynak ; flickr / Web Summit

Lizbon’un en instagramlanabilir caddelerinden biri olan The Pink Street (Pembe Cadde), şehrin en çok fotoğraflanan yerlerinden biri olmasının yanında, Lizbon’daki en fazla bara, restorana ve cafelere ev sahipliği yapan caddelerden biri.

Caddenin resmi adı Rua Nova do Carvalho ve şu anda popüler olan Cais do Sodre semtinde yer alıyor. Burası eskiden Lizbon’un Kırmızı Fener Mahallesi’ymiş (Red Light District). Ancak günümüzde ailece gidilecek popüler çekim merkezlerinden biri olmaya devam ediyor. Eskiden kumarhaneler ve genelevlerle dolu olan bölge, şimdilerde birbirinden leziz Portekiz yemekleriyle tanınan şık ve kaliteli restoranlara ve eşiniz/sevgiliniz ile gidebileceğiniz barlara ev sahipliği yapıyor.

Bölgenin genelevlerden ve kumarhanelerden temizlenmesiyle 2011 yılında cadde pembeye boyanmaya başlanmış ve 2013 yılında tamamlanarak ziyarete açılmış. O zamandan beri Portekizce Pembe Sokak/Cadde anlamına gelen Rua Cor de Rosa olarak biliniyor.

Caddeyi hem gündüz hem de gece ziyaret edin derim. Burası gündüz saatlerinde Instagram fotoğrafı çekmek için gelen turistlerle dolup taşıyor, ancak caddenin boş olduğu vakitlerde güzel bir yürüyüşe çıkabilir, cadde çevresindeki mekanları ve tarihi yapıları keşfedebilirsiniz. Lizbon’da gece hayatı için bir planınız varsa, burası sabahlara kadar eğlenmek veya otantik bir barda birkaç kadeh içmek için en ideal adreslerden biri.

Bu caddede mekan tavsiyesi olarak da ; Pink Street’in iki yakasını ayıran renkli köprünün altında, Pink Wine Point’in karşısında yer alan ‘The Music Box’ bölgedeki en popüler ve en kaliteli mekanlardan biri. Mekan hem canlı konserleri hem de club özelliğiyle yerel halk ve turistler arasında oldukça rağbet görüyor. Hemen bu mekanın karşısında yer alan ‘Pink Wine Point’ adlı mekan ise, bölgedeki en iyi şarabı içebileceğiniz popüler mekanlardan. Yemek için de, Sol e Pesca veya Espumantaria do Cais adlı restorana göz atabilirsiniz.

13.Mercado da Ribeira

Ribeira Pazarı – timeout yemek alanı – kaynak ; flickr / Ji Soo Song

Lizbon’un en ünlü gıda pazarlarından biri olan Mercado da Ribeira, iki katlı tarihi bir binada yer alıyor. Alt kat, yerel meyve ve sebze satıcılarıyla doluyken, üst kat ise biraz daha modern ve yemek tezgahları ve son teknoloji restoranlarla dolu.

Şehirde en ucuz yemek yiyebileceğiniz yerlerden biri olan Ribeira Pazarı ayrıca, Lizbon’da görülmesi gereken yerler arasında oldukça popüler bir çekim merkezi. 

Pazar, 1890 yılında açılmış olmasına rağmen, bugüne kadar çok popüler bir yer değilmiş. Son zamanlarda yemek tezgahlarının eklenmesiyle ünlenen pazar, Amerikalı bir marka olan timeout’un yemek kortuna da ev sahipliği yapıyor. Bu yemek alanı, ayrıca bir şeyler içebileceğiniz veya oturup muhteşem atmosferin keyfini çıkarabileceğiniz bir yer.

14.Elevador da Bica (Bica Füniküleri)

Elevador da Bica (Bica Füniküleri) – kaynak ; flickr / david francis

Lizbon’da yapılacak en güzel şeylerden biri de, sarı rengiyle dikkat çeken bu füniküler ile kısa bir yolculuğa çıkmak. Lizbon’un nostaljik ulaşım araçlarından olan füniküler, ayrıca şehirdeki en çok fotoğrafı çekilen ulaşım araçlarından biri. Bu fünikülerin bulunduğu demir yolunun şehirdeki en önemli cazibe merkezlerinden biri olmasının nedeni, yukarı çıkarken arka planda görülen muhteşem manzara.

Largo do Calhariz’i Rua de São Paulo bağlayan Bica Füniküleri, renkli evler ve çiçekli verandalar ile mükemmel bir fon oluşturuyor. Bu yüzden Lizbon’da yeteri kadar zamanınız varsa bu fünikülere mutlaka binin derim.

15.Estrela Bazilikası

Estrela Bazilikası – kaynak ; flickr / Ken Yee

Basílica da Estrela (Yıldız Bazilikası veya Estrela Bazilikası), Lizbon’da görülmesi gereken en popüler tarihi yapılardan biri. Işıltılı tebeşir beyazı rengindeki kubbesiyle dikkat çeken bazilika, şehir merkezinin batısında, bir tepede yer alıyor.

Kral I. José‘nin kızı Maria I tarafından yaptırılan bazilikanın inşaatına 1779’da başlanmış ve 11 yıl sonra 1790 yılında tamamlanarak ibadete açılmış.

Heykeller ve alegorik figürlerle süslenmiş kireçtaşı cephe, ikiz çan kuleleri ile dengelenmiş ve tasarım olarak benzerdir. İç mekan da en az dış cephe ve kubbe kadar ilgi çekici. Gösterişli ve süslü bir dekorasyona sahip olan iç mekanda, Maria I’in mezarı da yer alıyor. Ancak iç mekanın en önemli cazibesi Machado de Castro tarafından mantar ve pişmiş topraktan yapılmış ‘Doğuş Sahnesi’dir.

  • Kilisenin çan kulesine 5$ gibi bir ücret ödeyerek çıkabilir, 360 derecelik muhteşem bir şehir manzarasının keyfini de çıkarabilirsiniz.

16.Aguas Livres Su Kemeri

Lizbon Gezi rehberi
Aguas Livres Su Kemeri – kaynak ; flickr / Jaime Silva

Lizbon’un simge yapılarından biri olan Aguas Livres Su Kemeri, 18. yüzyılda İtalyan tarzında inşa edilmiş. Lizbon’un yaz aylarında sürekli su kıtlığını gidermek için tasarlanmış olan su kemeri, günümüzde şehrin en ikonik turistik yapılarından biri.

1748 yılında İtalyan mimar Antonio Canevari ve daha sonra Portekizli Custódio José Vieira ve Manuel da Maia tarafından inşa edilen bu tarihi su kemeri, 65 metre yüksekliğiyle öne çıkıyor.

17.Museu Calouste Gulbenkian (Gülbenkian Müzesi)

Avrupa’nın en ünlü müzelerinden biri olan Gülbenkian Müzesi, Lizbon’un kuzeyindeki yemyeşil bir parkta yer alıyor. Aguas Livres Su Kemeri’ne yürüme mesafesinde bulunan müze adını 1955’teki ölümünden kısa bir süre önce Portekiz’e devasa özel sanat koleksiyonunu miras bırakan 1869 doğumlu Ermeni petrol patronu Calouste Sarkis Gulbenkian‘dan alıyor.

Gülbenkian’ın eşsiz hazinesi, eski Mısır zamanlarından 20. yüzyılın sonlarına kadar dünyanın dört bir yanından 4000 yıla yayılan paha biçilmez sanat eserlerini içeriyor.

Klasik ve Oryantal Sanat galerilerinde öne çıkan eserler arasında, MS 242’de Makedonya’da düzenlenen Olimpiyat oyunlarının anısına Mısır’da Abu Qir’de ortaya çıkarılan bir kalıntının parçası olan 11 Roma madalyonu yer alıyor.

Sergilenen 17. yüzyıl İran ve Türk halıları, dünyadaki en iyi korunan halılardan bazıları ve Gülbenkian’ın İslam sanatına olan yoğun ilgisini gösteriyor.

Rembrandt, Van Dycks ve Rubens gibi dünyaca ünlü sanatçılara ait Avrupa sanatı eserlerini de bu müzede görebiliyorsunuz. Bu Avrupa sanatı koleksiyonunda en ilgi gören eser ise Rubens’in Hélène Fourment’in Portresi oluyor.

18.Lizbon Okyanus Akvaryumu

Lizbon Okyanus Akvaryumu – kaynak ; flickr / Enrico Strocchi

Okyanus Akvaryumu, Lizbon’da çocuklarla gezilecek yerler arasında en gözde çekim merkezlerinden biri. 8.000 deniz canlısının yaşamını destekleyen bir milyon galondan fazla deniz suyu barındırmasının yanı sıra, Portekiz’in en büyük kapalı akvaryumu olmasıyla dikkat çekiyor.

Akvaryum, çeşitli kuş türlerini, balıkları, amfibileri ve memelileri barındıran farklı habitatları temsil eden dört farklı sergiden oluşuyor.

Oceanarium olarak da bilinen Lizbon Okyanus Akvaryumu, deniz altındaki hayata bir göz atmanın yanı sıra, rehberli tur gezilerinden köpekbalıklarıyla yüzmeye ve hatta bir Fado şovuna kadar çeşitli aktiviteler de sunuyor.

Avrupa’nın en iyi ve en popüler akvaryumlarından biri olan Oceanarium, Peter Chermayeff tarafından tasarlanan ve şimdi Parque das Nações olarak bilinen bir alanda Expo 98 Dünya Fuarı için inşa edilmiş.

  • Lizbon Okyanus Akvaryumu giriş ücreti yetişkinler için 20$, 4-12 yaş arası çocuklar için ise 13$. Akvaryum, haftanın her günü 10:00-19:00 saatleri arasında ziyarete açık.

19.MAAT (Sanat, Mimarlık ve Teknoloji Müzesi)

Sanat, Mimarlık ve Teknoloji Müzesi – kaynak ; flickr / R Boed

Lizbon’un sevilen müzelerinden biri olan MAAT, parlak beyaz karoların olağanüstü kıvrımlı dış cephesiyle büyüleyici bir mimariye sahip. Daha içeri girmeden sizi etkileyen bu müze, Lizbon’un en çok ziyaret edilen müzelerinden biri. 3 farklı bölümün bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir tür müze kompleksi olan MAAT, muhteşem çatı katı manzarasıyla da ilgi görüyor.

Amanda Levete tarafından tasarlanmış olan müze binası, Lizbon nehrinin hemen yanında, kolay ulaşabilir bir konumda bulunuyor.

20.Padrao Dos Descobrimentos (Keşifler Anıtı)

Lizbon Gezi Rehberi Blog
Keşifler Anıtı – kaynak ; flickr / Shadowgate

Keşifler Anıtı, Lizbon’un Belem sahilinde güzel bir konumda bulunuyor. 1960 yılında Navigator Henry’nin ölümünün 500. yıldönümünü anmak için inşa edilmiş ve anıtın tepesinden görülen manzarasıyla ziyaretçilerini büyülüyor.

Keşif Çağı’nda Portekiz keşiflerinin başarılarının süslü bir kanıtı olan anıt, birbirinden farklı figürleri ve heykelleriyle de ilginizi çekecektir. Belem Kulesi’ne MAAT Müzesi’ne ve Jeronimos Manastırı’na kısa bir yürüyüş mesafesinde bulunan anıt, 170 metre yüksekliğinde.

  • Keşifler Anıtı giriş ücreti (Anıtın gözlem yerine çıkış ücreti) 7$ ve haftanın her günü 10:00-19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

21.Berardo Koleksiyon Müzesi

Lizbon da Gezilecek Yerler Blog
Berardo Koleksiyon Müzesi – kaynak ; flickr / Pedro Ribeiro Simões

Lizbon’un en etkileyici müzelerinden bir diğeri ise, Jeronimos Manastırı’nın yanındaki Berardo Koleksiyon Müzesi‘dir. Modern ve çağdaş sanat eserlerinin tamamı milyarder girişimci ve hayırsever José Manuel Rodrigues Berardo’ya ait.

Belem Kültür Merkezi’nde, 2007 yılında kurulmuş olan müze, 20. yüzyıldan günümüze Avrupa ve Amerikan sanatına vurgu yaparak küresel bir görsel sanat perspektifi sunuyor. Temsil edilen sanatçılardan bazıları Andy Warhol, Picasso, Joan Miró, Jeff Koons ve Paula Rego’dur. Parçaları iki kata yayılmış ve resim, heykel, fotoğraf ve enstalasyonlardan oluşuyor.

4000 civarında birbirinden değerli sanat eserlerinin bulunduğu Berardo Koleksiyon Müzesi de, Lizbon’da mutlaka görülmesi gereken yerler arasında.

  • Berardo Koleksiyon Müzesi giriş ücreti 8$. 

22.Jeronimos Manastırı

Jeronimos Manastırı – kaynak ; flickr / Ray İn Manila

Tarihi 16. yüzyıla uzanan Jeronimos Manastırı, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Portekiz’in en büyük simge yapılarından biri. Hieronymite manastırı olarak da bilinen bu görkemli yapı, Lizbon’un Belem semtinde bulunuyor. 1501 yılında Kral I. Manuel tarafından Vasco da Gama’nın 1498 yılında Hindistan’a yaptığı destansı yolculuğunu onurlandırmak amacıyla yaptırılmış. Vasco da Gama’nın mezarını da Santa Maria Kilisesi’nin girişinde görebilirsiniz.

Jeronimos Manastırı, hem görkemli mimarisi hem de iç mekan süslemeleriyle Lizbon’un en çok ziyaret edilen turistik yerlerinden biri. Bu yüzden de manastıra girmek için uzun kuyruklarda beklemeniz gerekebiliyor. Eğer sabahın en erken saatlerinde manastırı ziyaret edecek olursanız, çok daha sakin bir gezi yapabilirsiniz. Bunun yanında biletinizi online olarak alacak olursanız da bilet satın alma kuyruğuna da girmek zorunda kalmazsınız.

  • Jeronimos Manastırı giriş ücreti 12$. Manastırı 09:00-17:30 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

23.Belem Kulesi

Lizbon Gezi Rehberi Blog
Belem Kulesi – kaynak ; flickr / Karen

Mudejar’dan Mağribi’ye, Gotik’ten Romanesk’e kadar farklı mimari tarzların harmanlaşmasıyla inşa edilmiş olan Belem Kulesi‘nin tarihi 16. yüzyıla uzanıyor. Kurulduğu günden günümüze Lizbon’un en önemli çekim merkezlerinden biri olmayı sürdüren bu tarihi kule, sunduğu muhteşem gün batımı manzarasıyla da ilgi görüyor.

Lizbon’daki en ikonik anıtlardan biri olan Belem Kulesi, şehri korumak için inşa edilmiş. Günümüzde bu kuleye çıkarak Tagus Nehri’nin muhteşem panoramik manzarasını seyredebiliyorsunuz. Ancak 4$ gibi bir ücret ödemenize de gerek kalmayabilir, çünkü kulenin hemen yanından da aynı manzarayı seyredebiliyorsunuz, tek fark kuledeyken bu manzarayı biraz daha yukarıdan seyredebiliyor olmanız.

Kulenin dış cephesinde yer alan egzotik hayvan, deniz sembolleri ve küreler de dahil olmak üzere düzinelerce girift oymalar da bulunuyor. Bu kuleyi ayrıntılı şekilde incelemenin en güzel yolu ise tekne turlarına katılmak. İç mekanın çok da etkileyici bir mimariye, tasarıma veya dekorasyona sahip olduğunu söylemek pek mümkün değil, bu yüzden kuleye girmek için bekleyen çok sayıda turist varsa, kuleyi sadece dışarıdan görebilir veya kulenin hemen yanından nehrin eşsiz manzarasını seyretmekle yetinebilirsiniz.

Belem’de gezilecek yerler, bu kule ve Jeronimos Manastırı’yla sınırlı değil. Lizbon’un bu tarihi bölgesinde daha çok sayıda gezip görülecek yer de bulabilirsiniz. Bu yüzden Belem’de gezilecek yerler için en azından yarım gününüzü ayırın derim.

24.Cascais

Cascais – kaynak ; flickr / Dirk Olbertz

Bir sahil kasabası olan Cascais, Lizbon şehir merkezinden trenle yaklaşık 40 dakikada gidilecek bir yerde bulunuyor. Eğer Lizbon’da 1 veya 2 gün konaklamayı planlıyorsanız, bu sahil kasabasını es geçebilirsiniz. Ancak yaz aylarında Lizbon’u ziyaret ediyor ve denize girilecek popüler bir plaj arıyorsanız, Cascais’e mutlaka uğrayın derim.

Tabii Cascais bölgesi, sadece plajlardan ibaret değil. Burada yapılacak daha birçok aktiviteyi de bulabilirsiniz. Arnavut kaldırımlı renkli eski kentte bir gezintiye çıkabilir veya bölgedeki korsan saldırılarını önlemeye yardımcı olan pek çok kaleden birini ziyaret edebilirsiniz.

25.Sintra

Palácio Nacional de Pena’dır (Pena Sarayı) – kaynak ; flickr / ray in manila

Lizbon’dan günübirlik gidilecek yerler listenize ekleyebileceğiniz bir diğer popüler turistik nokta ise, kaleleri ile göz kamaştıran Sintra kasabasıdır. Şehir merkezinden 45 dakikalık bir tren yolculuğu ile ulaşabileceğiniz bu renkli kasaba, en az Lizbon’un merkezi kadar ilgi çekici cazibe merkezlerine ev sahipliği yapıyor.

8. yüzyıldan kalma güçlü bir Mağribi kalesi, kraliyet sarayları ve renkli konaklarıyla dikkat çeken bu kasaba, UNESCO Dünya Mirası Listesi‘nde yer alıyor. Kasabayı yarım günde rahatlıkla keşfedebiliyorsunuz, ancak Lizbon’da çok fazla zamanınız yoksa sadece kasabanın renkli kalesini görerek de Sintra gezinizi tamamlayabilirsiniz.

Sintra kasabasının en önemli cazibesi ise Kraliçe II. Maria ve kocası için romantik bir kaçamak olarak inşa edilen renkli Palácio Nacional de Pena’dır (Pena Sarayı). Bu saray, masal şatolarına benzemesiyle dikkat çekiyor. Bunun yanında bir diğer görkemli saray ise, Sintra Ulusal Sarayı. Bu saray ise, günümüzde tarihi bir ev müzesi olarak hizmet veriyor. Ayrıca saray, 15. yüzyılın başından 19. yüzyılın sonlarına kadar sürekli olarak yaşayan Portekiz’deki en iyi korunmuş Orta Çağ kraliyet konutu olarak da biliniyor.

Kasabaya trenlerin dışında 434 nolu otobüslerle de gidebilirsiniz.

26.28 Nolu Tramvay’da Nostaljik Bir Tur Yapın

Lizbon da gezilecek yerler blog

Lizbon’da yapılacak en güzel şeylerden biri, Martim Moniz’den Campo Ourique’e kadar giden 28 nolu tramvaya binmektir. Yokuş yukarı yürümekten kaçınmak için tercih edilen tramvay, özellikle bir geziyi hakediyor. Ayrıca Lizbon’da gezilecek yerler arasında popüler olan birkaç cazibe merkezini bu tramvaylardan görebileceğinizi de unutmayın.

Tramvay ciddi anlamda kalabalık olabiliyor, özellikle yerel halkın işe gidiş-dönüş saatlerinde yer bulmak neredeyse imkansız. Bu yüzden tramvaya öğle saatlerinde binmeye çalışın, binemeseniz de en azından bu renkli tramvayın güzergahında bir yürüyüşe çıkın derim.

Lizbon Kaç Günde Gezilir ?

Lizbon Gezi Rehberi Blog
Kaynak ; flickr / michaela_loheit

Lizbon’da yapılacak o kadar çok şey var ki 1-2 günde bu şehri tam anlamıyla keşfetmek pek kolay değil. Bu yüzden en azından 3 gününüzü bu şehir için ayırın derim. İster ailece ister çift olarak isterseniz de yalnız seyahat ediyor olun, her zevke göre görülecek çok sayıda cazibe merkezi var.

Sintra, Belem ve Alfama bölgesi için en az yarımşar gün ayırmanız gerekebiliyor. Bu bölgeler, çok sayıda turistik noktalara ev sahipliği yapmasının yanı sıra oldukça büyük bölgeler. Ayrıca Lizbon’da 3 günden fazla konaklasanız dahi yapılacak birçok şey bulabilirsiniz.

Lizbon’a Ne Zaman Gidilir ?

Lizbon da gezilecek yerler blog

Lizbon’u ziyaret için en ideal zaman Mart-Mayıs veya Eylül-Ekim ayları arası. Bu aylarda Lizbon, Temmuz ve Ağustos gibi yüksek sezona göre çok daha ucuz oluyor. Özellikle konaklama birimleri bu aylarda daha uygun olmakta. Yaz sıcağında Lizbon’u ziyaret etmenin bir avantajı, yakındaki tüm plajların tadını çıkarmak için ideal koşullara sahip olmanız. Ancak yaz aylarında Lizbon’u ziyaret edecek olursanız, yüksek hava sıcaklıkları ve pahalı otellere de hazırlıklı olmak gerekiyor.

Lizbon’da Ne Yenir ?

Lizbon Gezi Rehberi
Kaynak ; flickr / Daryl Dehart

Pastel de Nata, Bifana, Sardalya, Prego, Frango ve Cozido, Lizbon’da mutlaka yenmesi gereken geleneksel yemek türleri. Lizbon’da yeme içme için en popüler noktalar ise, Belem ve Alfama bölgesinin yanı sıra, Ribeira ve Santa Clara pazarlarıdır. Bu iki yemek alanı, Lizbon’da en ucuz yemeklere ev sahipliği yapmasıyla ünlü. Bunun yanında bu iki pazar, Lizbon’da gezilecek yerler listesinin en popüler cazibe merkezlerinden.



Booking.com

BENZER İÇERİKLER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

POPÜLER YAZILAR

error: Content is protected !!