Ana Sayfa İstanbul Gezi Rehberi Eminönü Yeni Camii (Valide Sultan Camii) - Ulaşım, Tarihi

Eminönü Yeni Camii (Valide Sultan Camii) – Ulaşım, Tarihi

İstanbul'un tarihi silüetine ayrı bir anlam kazandıran Yeni Camii, diğer adıyla Valide Sultan Camii, Eminönü Meydanı'nı süsleyen tarihi mabetlerimizden en önemlileri arasında yerini uzun yıllardır koruyor. Osmanlı sultanları tarafından yaptırılan en büyük camilerden biri olma özelliğine sahip olmasıyla da tarihsel ve mimari bir öneme sahip olan bu camii, 17. yüzyılda inşa edilen ikinci selatin camii olmasıyla da önemlidir.

-

Yapımı tam olarak 66 yıl sürmüş olan Yeni Camii ve Külliyesi, Osmanlı mimarisinin en uzun sürede tamamlanmış külliyesi ünvanına sahip olmasıyla tanınıyor. Yapılışı sırasında 3 mimar ve 8 padişah görmüş olan camii yapımına, 1598 yılında Mimar Davud Ağa tarafından başlanmış. III.Mehmed’in annesi Safiye Sultan’ın emriyle inşaasına başlanan camii inşaatı, Davud Ağa’nın bir veba salgını sırasında ölmesi üzerine Dalgıç Ahmet Ağa‘ya devredilir.

1603 yılında III. Mehmed’in ölümünden sonra Safiye Sultan, Osmanlı geleneği gereğince Eski Saray’a gönderilmiş. Bundan dolayı da camii inşaatı yarım kalır ve camii 57 yıl boyunca kaderine terk edilir.

Uzun yıllar boyunca yangınlardan ve depremlerden zarar görmüş olan Yeni Camii, 2005-2009 yılları arasında yapılan son restorasyon çalışmasından sonra günümüzdeki halini almış. Bugün yüzbinlerce insanın önünden geçtiği camii, İstanbul‘un kalbinin attığı yerlerden biri olan Eminönü Meydanı’nda bulunuyor.

Yeni Camii Tarihi

Valide Sultan Camii içiYeni Camii Külliyesi, klasik Osmanlı dönemi mimarisine göre inşa edilmiş son büyük külliyedir. Caminin dışında Külliye, hünkar kasrı, arasta (Mısır Çarşısı), darülkurra, sebil, türbe, çeşme ve sıbyan mektebinden oluşuyor. Daha sonradan külliyeye kütüphane, muvakkithane ve bir türbe ile çeşmeler eklenmiş. Külliyenin ilk inşa sırasında imaret, medrese ve ribatlardan bahsedilmiş olsa da, bunların inşaası tamamlanmamış ve sıbyan mektebiyle cami avlu duvarı da günümüze kadar ulaşamamıştır.

Birinci İnşaat ;

Caminin yapımına 1597 yılında başlanır ve 1663 yılında tamamlanarak tarihte, yapımı en uzun süren cami olma özelliğini kazanır. Camii, inşa süreci boyunca 2 valide sultanın adıyla anılır, camii yapımında 3 mimardan söz edilir ve inşaat tamamlana kadar 8 padişah görmüştür. 

Caminin banisi, III. Mehmed’in Annesi ve III. Murad’ın hanımı Safiye Sultan’dır. Semtte yaşayan Yahudilere ait evlerin bir kısmı satın alınıp yıktırılarak öncelikle camii için arazi temin edildi. Tarihi kaynaklara göre de burada bir havra ve bir kilisenin yıkıldığını belirtilmektedir. Nihayet, 20 ağustos 1598 yılında caminin temeli atılmıştır. 

Yeni Camii’nin ilk mimarı Davud Ağa’dır. Davud Ağa, caminin temelleri atılırken bolca su çıkması üzerine yoğun bir çalışma temposu ile tulumbalar yardımıyla temeldeki suları çıkartmayı başarmış. 1 sene boyunca devam eden inşaat sürecinde Davud Ağa bir veba hastalığından dolayı hayatını kaybetmiş ve onun yerine Dalgıç Ahmet Ağa getirilmiş. 

Safiye Sultan’ın oğlu III. Mehmed’in 1603 yılında vefatı ve dolayısıyla Eski Saray’a sürülen Safiye Sultan’ın valide sultanlığının sona ermesiyle, camii inşaatı sekteye uğramış. 1605 senesinde Safiye Sultan’ın ölümüyle cami inşaatı tamamen durmuş ve semti, tekrar Yahudi evleri kaplamaya başlamıştır.

Yeni Camii Tarihi

İkinci İnşaat ;

50 yıl sonra 1660 yılında, İstanbul’da çıkan büyük yangında şehrin Unkapanı’ndan Eminönü’ne kadar olan kısmı büyük ölçüde harap olmuş ve Eminönü yeniden şekillenebilecek hale gelmiştir. 1660 yangını sayesinde külliye inşaatı için yer açılmıştır. Dönemin mimarbaşılarının tavsiyesi üzerine ”Hatice Turhan Sultan”, yarım kalan bu külliye inşaatına yönelmiştir. Sultan, 1661 yılında araziyi istimlak etmeye ve inşaatı tamamlamaya niyetlenmiştir. Bu niyet üzerine semtteki Yahudiler Hasköy tarafına gönderilmiş, ev ve vergi muafiyeti sağlanmıştır.

Sonunda, 1665 yılında külliye inşaatı tamamlanmış. 17. yüzyılda inşa edilen ikinci selatin camii olması bakımından da tarihsel bir öneme sahiptir. Camii, 31 Ekim 1665 tarihinde bir cuma namazı akabinde ibadete açılmış.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yeni Camii Nerede ve Nasıl Gidilir ? 

Valide Sultan Camii

İstanbul’un en bilindik ilçelerinden biri olan Fatih’te, Eminönü semtinde yer alan camiye ulaşım için Eminönü’nden hareket eden otobüsleri kullanabilirsiniz. 

Anadolu Yakası’ndan camiye ulaşım için de, Üsküdar veya Kadıköy’den vapurlar ile Eminönü’ne, buradan da camiye rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

Camii Çevresinde Görülecek Yerler ;

Yeni Caminin bulunduğu konum, Eminönü Meydanı ve burası, İstanbul’daki turistik noktaların büyük bir bölümüne ulaşım için en ideal yerlerden biridir. Dilerseniz Galata Köprüsü’nü geçerek Karaköy’e, oradan İstiklal’e ve Taksime gidebilirsiniz.

Bunun yanı sıra, caminin bulunduğu yerden tramvayları kullanarak da Sultanahmet veya Gülhane’ye 5 dakikadan daha kısa bir sürede ulaşabilirsiniz. Son olarak Mısır Çarşısı hemen caminin yakınında yer alıyor. İstanbul’un en önemli tarihi çarşılarından biri olarak bilinir ve hem turistlerin hem de İstanbullunun uğrak yerlerinden biridir.

Yeni Camii Mimarisi ve Özellikleri

Yeni Camii Mimarisi ve Özellikleri

Camii inşaatı onu ilk tasarlayan Davud Ağa tarafından değil, önce Dalgıç Ahmed Ağa ondan yarım yüzyıl sonra da Mustafa Ağa tarafından tamamlandığı için, yapının son halini ilk tasarıma göre mi, yoksa Mimar Mustafa Ağa’nın sonradan vermiş olduğu bir biçime göre mi tamamlandığını söylemek maalesef mümkün değil. Birçok tarihçiye göre caminin, Mimar Sinan’dan sonra gelen 3 büyük mimarın birbirini değerlendirerek meydana getirdikleri bir eser olduğu söylenir.

Camii, deniz kenarında bulunduğundan dolayı temele sürekli olarak dolan su tulumbalar ile değirmen dönerek boşaltılmış. Caminin temeli kurşunlarla birbirine bağlanmış kazıklar üzerine oturtularak kuvvetlendirilmiş. 

Mimar Davud Ağa, Rodos’tan getirmiş olduğu özel taşlar ile yapıyı yerden 75 cm olacak şekilde yükseltmiş. Dalgıç Mehmet Ağa ise yapıyı birinci pencere sıra üstüne kadar yükseltmiş, Mustafa Ağa da yarım kalan camii duvarlarından sökülmüş taşlarla inşaata yeniden başlayarak camiiyi tamamlamıştır.

Valide Sultan Camii içi

Klasik Türk üslubunda yapılmış olan camii, Mimar Sinan’ın çıraklık eseri olarak tanımladığı Şehzade Camii’nin planını esas almış olsa da, mimarları kendi yorumlarını da esere katmıştır. 

Kuzey yönündeki kubbe hariç, yarım kubbeler yan taraftaki ikişer çeyrek kubbeyle kademelendirilmiş. Kuzey yönündeki yarım kubbe ise, üç çeyrek kubbeyle kuzeye doğru bir kademe daha genişletilmiş ve bu şekilde mekanın dikine düzenlenmesi sağlanmış. Ana kubbeyi taşıyan büyük payelerden mihrap önündekiler iki yönde yine sivri kemerler ile duvar payelerine, kuzeyde yer alan payeler de yanlardaki duvar payelerine, kuzeyde serbest payelere sivri kemerler ile bağlanmış. 

Valide Sultan Camii içi

Diğer camii kubbelerine göre daha sivri bir tasarıma sahip olan kubbe, 36 metre yüksekliğinde ve 17.5 çapındadır. Yandaki dört kubbenin ana kubbeye göre daha alçakta olmasıyla beraber yarım kubbelerinin çaplarının da ana kubbeye eşit olması, yükseklik boyutunu vurgular ve camiye piramidal bir kompozisyon kazandırmaktadır. 

İçerideki taşıyıcı ayaklar ince boyutlardadır ve diğer yapılardan farklı olarak büyük payandalar yerlerini sekizgen kesitli bir sütuna bırakır. Yeni Camii’nin yan cephelerinde revaklı ve sütunlu üst üste iki sıra galeri bulunmaktadır. 

Avlunun çevresinde başlıklı 24 sütunun taşıdığı 24 kubbeli revak bulunuyor. Son cemaat yeri 6 sütunun taşıdığı 7 kubbe ile örtülüdür. Camiye yüksek merdivenlerden çıkılmakta ve üzerinde ayetler yazılı olan 3 kapıdan girilmektedir. 

Caminin İçi

Valide Sultan Camii içi

Zengin çini, kalem işi, ahşap ve taş süslemeye sahip olan Yeni Camii, zengin dekorasyonu ile görenleri büyülüyor. Yerden silmelere kadar duvarlar, ana kubbeyi taşıyan büyük payelerin yüzeyleri, son cemaat yerinde ikinci sıra pencere altlarına kadar duvarlar çinilerle süslenmiş. Buradaki çiniler 17. yüzyılın İznik ve Kütahya imalatı olup mavi, yeşil, firuze renklere hakimdir. 

Çinilerin üzerlerinde duvar yüzeyleri, kubbe içleri ve kemerlerde 17. yüzyıl kalem işleri mekanı renklendirmektedir. Yenilenmiş olan bu kalem işlerinde klasik desenler yer almaktadır ve kıvrık dallar, çiçekler, madalyonlar ve sekiz köşeli yıldız motifleri kullanılmıştır. 

Kapı ve pencere kanatlarında ahşap süslemeler dikkat çekmektedir. Bu süslemelerin geometrik kompozisyonu ise, İstanbul’daki diğer yapıların birçoğunda olmadığı söylenmektedir. Hünkar Mahfili altındaki kemerlerde, kapılarda, harimi çevreleyen mahfil kemerlerinde, avlu revaklarında, avlunun pencere ve kapılarında, şadırvan kemerlerinde, camii girişi önündeki zeminde renkli taşlar kullanılmıştır.

Caminin mermerlerle döşenmiş iç avlusunda, kubbesi mukarnaslı başlıklara ve kemerlere dayanan 8 köşeli oldukça zarif bir şadırvan bulunuyor. Şadırvanın ve giriş kapısı mukarnaslarının, minberin ve müezzin mahfilinin, hünkar mahfili parmaklıklarının taş işçiliği ve tasarımlarına gösterişli bir zevk hakimdir. 

Caminin güneybatı köşesindeki avlu duvarında 3 tane güneş saati bulunuyor. Kare mermer levha üzerindeki saatte ”Ameli Rıdvan sene 1074 (1664)” yazılıdır. İkinci saat ise üçgen forumludur ve kesme taş duvara işlenmiştir. Üçüncü saat ise, duvara işlenmiş ve daha basit bir tarzda ele alınmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON YAZILAR

Arap camii

Arap Camii Hakkında Bilgiler | Tarihi, Ulaşım ve Hikayesi

0
Beyoğlu ilçesinin Galata semtinde bulunan Arap Camii, İstanbul'da ilk ezan sesinin duyulduğu camii olarak bilinir. Bu özelliği ile hem İstanbulluların hem de turistlerin ilgisini...