Ana Sayfa İstanbul Gezi Rehberi Tekfur Sarayı Müzesi - Giriş Ücreti, Çinileri, Hakkında Bilgi

Tekfur Sarayı Müzesi – Giriş Ücreti, Çinileri, Hakkında Bilgi

Tekfur Sarayı Müzesi, uzun uğraşlar sonunda tarih ve sanatseverlere kapısını aralamış İstanbul'un en önemli çekim merkezlerinden biri. Ev sahipliği yaptığı çinileri, arkeolojik eserleri ve mimari yapısıyla sadece İstanbullunun değil, yabancı turistlerin de popüler gezi duraklarından biri olarak biliniyor...

-

İstanbul’daki Blaherne Sarayı kompleksinden günümüze kadar gelebilmiş tek saray olma özelliğine sahip Tekfur Sarayı, İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı en güzel semtlerinden biri olan Edirnekapı’da bulunuyor. Bizans ve Osmanlı’ya ait etkileyici izler bulunan saray, günümüzde bir müzeye dönüştürülerek ziyaretçilerine arkeolojik eserlerle dolu bir tarih ve sanat deneyimi sunuyor.

Kara surlarına bitişik olarak inşa edilmiş, konum olarak Edirnekapı ve Eğrikapı arasında yer alan saray, kalın duvarlarla çevrilmiş dikkat çeken bir mimariye sahip. Hem prens evi hem de Bizans İmparatorluk Sarayı olan bu tarihi yapı, günümüzde dünyadaki tek Bizans Sarayı olması bakımından da önemli bir yere sahip. Meşhur Kaşıkçı Elmasının bulunduğu yer olmasıyla da ünlenen saray, 2006 yılında başlanan geniş kapsamlı restorasyon ve kazı çalışmalarının ardından 2019 yılında ”Tekfur Sarayı Çini Müzesi” olarak ziyarete açılmış. Müzede birbirinden değerli çinileri ve çok sayıda arkeolojik eserleri görebiliyorsunuz.

Tekfur Sarayı Müzesi Hakkında Bilgi

Foto kaynak ; flickr.com/anton-skrobotov

Çini atölyesi olarak kullanılmış olan saray, ürettiği çinileriyle tanınıyor ve tarihe Tekfur Sarayı Çinileri olarak geçiyor. O dönemde oldukça ünlü olan saray atölyelerinden çıkan bu çiniler Hekimoğlu Ali Paşa Camii ve Sultan III. Ahmed Çeşmesi gibi tarihi yapıları süslüyor. 

İstanbul’un etkileşimli müzelerinden biri olarak kabul edilen Tekfur Sarayı Müzesi, Osmanlı ve Bizans günlük yaşamı ve çok sayıda zanaat üretimleri adına örnekler sunuyor. Dokunmatik ekranlar ile etkileşimli yeni nesil bilgilendirme sistemleri kullanılarak sunulan tarihçe, ziyaretçiye daha keyifli bir deneyim sunuyor.

Dış cephesindeki süslemeleriyle de oldukça etkileyici bir görünüme sahip olan yapı, tarihindeki yağma, yıpranma gibi birçok duruma rağmen günümüze kadar çok iyi bir halde gelebilmiş. Eskiden ”Şişehane” olarak kullanılmış olan yapı, şehirdeki en önemli cam üretim merkezlerinden biriymiş. Günümüzde Topkapı Sarayı‘nda sergilenen ”Kaşıkçı Elması”nın da bu sarayın çöplüğünde bulunduğu söyleniyor.

Foto Kaynak : tekfursarayi.istanbul

Daha çok yabancı turistlerin ziyaret ettiği bu saray yapısı, giriş, 1. ve 2. kattan oluşuyor. Giriş katta, Tekfur Sarayı restorasyon aşamaları, çini fırın kazıları, mozaik ve sütun kalıntıları yer alıyor. İkinci katta, sarayın fırınlarında üretilen Eyüp çömlek örnekleri, çini yapımı, çini fırın ve atölye malzemeleri, saraydaki günlük yaşam gibi konular ve eserler ele alınmış. Üçüncü katta ise, Tekfur çinilerinin Türkiye ve yurtdışında bulunan örnekleri, çinilerin özellikleri ve örnekleri, çiniler üzerinde kullanılan motifler görülebiliyor.

Tekfur Sarayı Tarihi

Foto kaynak ; flickr.com/karen

Sarayın çinileri kadar tarihçesi de oldukça ilgi çekiyor. Fetih’te alınan ilk imparatorluk binası olması bakımından da önemli olan saray, Blaherne Sarayı kompleksinden günümüze kalan tek yapı olma özelliğine sahip. 

Sarayın ne zaman ve kimler tarafından inşa edildiği tam olarak bilinmiyor olsa da, 11. yüzyılda veya 14. yüzyılda kurulmuş olabileceğine dair tahminler bulunuyor. Sarayın yaygın olarak kullanılan yapım tarihi ise 1143-1180’dir.

Tekfur Sarayı adını erken Osmanlı döneminde alıyor. Saray yabancı kaynaklarda ”Konstantin Sarayı”, ”Porfirogenetos Sarayı” veya ”Taç Saray” olarak da anılıyor. Tekfur terimi ise o dönemde Bizans İmparatorları ve derebeyleri için kullanılıyormuş. 

İmparatorun ikamet ettiği bu saray, İstanbul’un fethinde öncelikli hedefler arasında yer alıyordu. Fetihte şehre giren müfrezelerin aldığı ilk imparatorluk binası olarak tarihe geçti. 

Foto kaynak ; flickr.com/anton-skrobotov

Fetihten sonra saray, 16. yüzyılda Osmanlı Sarayı’nın fillerini ve zürafalarını koyduğu bir tür hayvanat bahçesi olarak kullanılmış. Daha sonra da çevresini çini atölyeleri ve barınaklar sarmış. 18. yüzyıl başlarında saray, seramik atölyesi olarak kullanılmış. 19. yüzyıl ortalarından sonra da cam ve cam ürünleri imalathanesine dönüştürülmüş.

Dünya çapında tanınan İznik çinilerinin revaçta olduğu dönemde, Lale Devri Sadrazamlarından olan İbrahim Paşa ise burada bu mesleği yaygınlaştırmak amacıyla çini atölyeleri kurdurmuş. 

20. yüzyılın başlarında dört duvardan ibaret olan saray, 1955-1970 yılları arasında yapılan restorasyon çalışmalarıyla ayakta kalmayı başardı. 

Foto Kaynak ; tekfursarayi

Bir süre kaderine terkedilmiş olan saray, 2006 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restorasyona alınmış ve 2019 yılında ise bir müze-saray (Çini Müzesi) konseptinde kapılarını ziyaretçiye açmış. Günümüzde daha çok çinileriyle ilgi gören müzede, arkeolojik çalışmalar sonucunda gün yüzüne çıkarılan birçok tarihi eseri de görebiliyorsunuz.

»Saray 2019 yılından önce de ziyarete açıktı. Ancak müze için yeniden restorasyona alındığından ve kazılar yapıldığından dolayı 2019 yılına kadar ziyarete kapalıydı.

Tekfur Sarayı Müzesi Giriş Ücreti 2020

Foto Kaynak ; tekfursarayi

Saraya giriş ücreti 10 TL, öğrenci ve öğretmen için indirimli bilet fiyatı ise 5 TL’dir. Kültür Bakanlığı’na bağlı olmadığı için de müzekart geçerli değildir.

Haftanın her günü ziyarete açık olan müzeyi cumartesi günleri hariç 09:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Cumartesi günleriyse müze 16:00’da kapanmaktadır. 

Tekfur Sarayı Müzesi Nerede ve Nasıl Gidilir ?

Foto Kaynak ; ahmetrustem.blogspot.com

İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı Edirnekapı ile Eğrikapı arasında bulunan saraya şehrin birçok yerinden kolaylıkla ulaşım sağlanabilmektedir. 

Nasıl Gidilir ? ; Tekfur Sarayı’na İETT otobüsleri ile ulaşım için, Eminönü, Mecidiköy ve Yenikapı yönüne giden otobüsleri kullanabilirsiniz. Saraya en yakın otobüs durağı ise, Balat Hastanesi otobüs durağıdır (2 dakika yürüme mesafesinde). Bunun yanında ”Ayvansaray otobüs durağı”ndan geçen İETT otobüsleriyle de saraya ulaşabilirsiniz. Bu durak ile saray arası 5 dakika yürüme mesafesinde.

Tekfur Sarayı Müzesi’ne metrobüsle ulaşım için, Avcılar – Söğütleşme veya Avcılar – Zincirlikuyu metrobüs hatlarını kullanarak ”Ayvansaray Metrobüs Durağı”na gelmeniz gerekiyor. Bu duraktan saraya yürüyerek 7 dakika içinde ulaşabilirsiniz.

Ayrıca tramvaylarla da müzeye ulaşabilirsiniz. Bunun için Topkapı-Habibler tramvay hattını kullanarak müzeye 20-25 dakika yürüme mesafesinde olan Edirnekapı tramvay durağına gelmeniz gerekiyor.

Foto kaynak ; flickr.com/karen

YAKINLARDA NELER VAR ?

Müze yakınlarında çok sayıda tarihi ve turistik cazibe merkezi de bulunuyor. Kariye Müzesi ve Molla Aşkı Camii en yakın yerlerdir. Bunun yanı sıra İstanbul’un en renkli semtlerinden biri olan Fener-Balat da müzeye 20-25 dakika yürüme mesafesinde bulunuyor. 

Tekfur Sarayı Mimari Özellikleri

Foto kaynak ; flickr.com/karen

Tekfur Sarayı, eski sur duvarıyla Teodosios Surları arasına inşa edilmiş 3 katlı bir yapı. Surun bir burcu ile daha önceden arasında bir bağlantı bulunduğu ve burcun üst kısmında mazgallarla aydınlanan bir odanın, sarayın müştemilatı olarak kullanıldığı tahmin ediliyor. Saray ile bu burç arasında günümüzde ortadan kalkmış olan kesme taştan büyük bir kemer inşa edilmişti. İşte bu kemerin Türk mimarisi üslubunda olması ve özenli olarak yapılmış bulunması, sarayın Osmanlı döneminin klasik çağında ihmal edilmediği, gösterişli bir biçimde kullanılmış olduğunun kanıtı. 

Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmış olan sarayın alt katında ikiz olarak düzenlenmiş 4 kemerle hemen önünde yer alan avluya açılan 17 metre uzunluğunda yüksek bir bodrumu bulunuyor. Bu bölümde yapılan araştırmalarda iki dizi halindeki sütunların 12 bölüme ayrıldığını da kalıntılardan anlamak mümkün. Üst katlar ile bu alt bölüm arasındaki mimari uyuşmazlığa bakarak alt katın daha erken bir yapıya ait olduğunu söylemek mümkün.

Sarayın alt katının üzerindeki birinci kat, avluya açılan kemerli pencerelerle aydınlatılmış. Bu pencerelerin iç kısmında, iki yanlarında nişler bulunur. 

Foto Kaynak : tekfursarayi.istanbul

İkinci katın dört duvarına da pencereler açılmış. Ahşap döşemeli olduğu tahmin edilen bu kat, sarayın en görkemli bölümü olarak biliniyor. Bu bölümün doğu-güney köşesindeki sura ait olan burcun üzerinde yer alan mermer konsollarda bir balkonun varlığına işaret eder. Ayrıca bu balkon ”Piri Reis”in İstanbul minyatüründe de görülebiliyor. Güneye bakan cephenin orta kısmında şahniş şeklinde bir çıkma bulunur. Ayrıca burada küçük bir şapele de yer verilmiş.

Sarayın üstünün çifte meyilli ahşap bir çatı ile örtülü olduğu alınlıklardan anlaşılabiliyor.

Foto Kaynak ; flickr.com/pi-istvan-toth

Tarihi yapının şehre dönük güney cephesi bezemesiz olarak kesme taştan yapılmış. Sadece üst katta yer alan pencerelerin kemerleri taş ve tuğladan süslemelerle canlı bir görünüme sokulmuş. Avluya yönelik olan cephe ise tuğla ile bezenmiştir. Böylece sarayın asıl cephesinin avluya bakan cephe olduğu anlaşılabilmektedir. Burada kırmızı tuğlalar ve beyaz taşlar bir arada kullanılmış. İki katı birbirinden ayıran kemer ve friz aralarındaki üçgen yüzeyler taş ve tuğlaların oluşturduğu geometrik motifler şeklindedir. 

Tek başına bir yapı olmayan, sur boyunca uzanan bir saray kompleksinin bölümü olan Tekfur Sarayı, günümüzde bu eski mimari yapısının bazı bölümlerini hala korumaktadır. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON YAZILAR

Ahi Çelebi Camii

Ahi Çelebi Camii Hakkında Bilgi | (Ulaşım, Tarihi, Hikayesi)

0
Tarihi Yarımada sınırları içerisinde, Eminönü'nde Haliç sahil şeridinde yer alan, tarihi 1500 yıllara kadar uzanan Ahi Çelebi Camii, daha çok su baskınları ile gündeme...
Anadolu Kavağı

Anadolu Kavağı

error: Content is protected !!