Ana Sayfa İstanbul Gezi Rehberi Laleli Camii ve Külliyesi | Tarihçe, Ulaşım, Hakkında Bilgi

Laleli Camii ve Külliyesi | Tarihçe, Ulaşım, Hakkında Bilgi

Laleli Camii, imaret, sebil, çeşme, muvakkithane, türbe, han, medrese, dükkanlar ve görevli konutları olarak inşa edilmiş olan külliye, Osmanlı'nın son padişah külliyesi olarak Sultan III. Mustafa tarafından 1760-1764 yılları arasında inşa edilmiş. Barok etkiler taşıyan külliye Tarihi Yarımada'da, İstanbul tarihinde 18. yüzyıla kadar pek bilinmeyen Laleli semtinde yer alıyor. Sosyal işlevi ve karakteristik mimari özellikleriyle Osmanlı mimarlığında önemli bir yere sahip ve şehirde görülmeye değer en önemli mabetlerimiz arasında.

-

18. yüzyılda Lale Devri ile başlayan ve yüzyıl boyunca devam eden Batı’lı değişim rüzgarlarının etkisinde kalan birçok İstanbul camisi ve külliyesi gibi, Laleli Camii ve Külliyesi de bu etkilerden izler taşıyor. Osmanlı’nın son büyük padişah külliyesi olması bakımından tarihsel bir öneme sahip olan yapıda, yer yer barok izlere rastlanır.

Külliyenin ana yapılarından biri olan İmaret, bir ”selatin imareti” oluşunun yanı sıra, 18. yüzyılda örneklerinin az olduğu bir yapı türü olmasından bu yüzyılın en önemli anıtlarından biri olarak kabul edilir. Günümüzde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan yapı, kurumdaki personeller tarafından bir konut olarak kullanılıyor.

Laleli Camii, bugün Sultanahmet Camii veya Süleymaniye Camii kadar iyi bilinen veya ziyaret edilen bir camii olmasa da, mimarisi, külliyesi ve tarihiyle İstanbul‘da mutlaka görülmesi gereken mabetlerimiz arasında yer alıyor.

Laleli Camii Mimari Özellikleri

Laleli Camii İçi

Caminin revaklı avlusuna 3 farklı yönden merdivenler yardımıyla ulaşılıyor. Toplamda 18 kubbeli avlunun tam ortasında bir şadırvan bulunur. Bu kubbelerin 5’i ise, son cemaat yerini örter. Biri revaklı iç avludaki son cemaat yerinden, diğer ikisi yan mahfillerden olmak üzere caminin 3 kapısı bulunuyor. 

Sekizgen bir plan şemasına sahip 8 ayak ile taşınan kubbe, 6 adet yarım kubbe ile desteklenir. Girişteki iki ayak dışında tüm ayaklar yapının beden duvarları ile bitişik olacak şekilde inşa edilmiş. 6 yarım kubbe ile desteklenmiş olan ana kubbe ve giriş aksının iki yanında yer alan 2 küçük kubbe caminin örtü sistemini oluşturuyor.

Kubbe ile örtülmüş olan ibadet mekanının iki yanında, iki mahfil bulunur. Bu mahfiller kıble duvarlarına kadar uzamaktadır. 

Laleli Külliyesi
Avluda bulunan şadırvan

Camideki galeri katının kuzey tarafı hünkar mahfili olarak düzenlenerek yaldızlı bir kafes ile çevrelenmiş. Galeri katına çıkan merdivenlere ana giriş kapısının iki yanında bulunan kapılardan ulaşılabilir. Camii minarelerinden güneybatıda yer alanı avlu duvarı ile bitişik bir şekilde inşa edilmişken, diğeri yapıya sonradan eklenmiş.  

Caminin iç avlusunda yer alan şadırvan, 8 mermer sütun üzerinde, 8 köşeli, kubbeli ve saçaklı olarak inşa edilmiş. Camii yapımında genel olarak 18. yüzyıla özgü olan barok stil esas alınmış olsa da, inşa sırasında sürekli karar değişiklikleri sonucunda bu stilde de değişiklikler yaşanmış.

Laleli Camii

Kubbenin çapı 12.5 metre yüksekliği ise, 24.5 metredir. Vaaz kürsüsü ahşaptan üzeri sedef kakmalıyken, mihrap ve minber mermerden yapılmış. Duvarlarında 3 sıra pencere bulunuyor ve bu pencerelerden alt sırada yer alanları dikdörtgen ve etrafı mermer ile kaplıdır. Bunların üzerinde yer alan pencereler ise vitraylı ve üzerleri de ovaldir. Ayrıca her yarım kubbenin içerisinde 2’şer pencere yer almaktadır. 

Tarihçe

Caminin içi

Birçok kaynakta camii ve külliyenin ismini yakındaki Laleli Baba Türbesi‘nden aldığı belirtilmekte. (Buna, Lale Camii hikayesi adı altında yazının devamında değineceğiz). Bazı kaynaklarda ise caminin adının Laleli Çeşmesi’nden aldığı yazar. Bir başka kaynakta ise, külliyenin ve caminin inşası sırasında, yapının bulunduğu semtin  Laleli Semti olduğunun üzerinde durulur. Bu yüzden de yapının adının buradan geldiği savunulmaktadır. Fakat bu bilgilere dair kesin bir kanıt olmadığından bu kaynaklar varsayımdan öteye gidememektedir. 

1760-1764 yılları arasında Sultan III. Mustafa tarafından inşa ettirilmiş olan külliye ve caminin mimarı tam olarak bilinmiyor olsa da, birçok kaynakta farklı isimlerin bahsi geçiyor. Özellikle III. Mustafa’nın Hassa Başmimarı olarak ünlü olan  ”Mehmet Tahir Ağa”nın Laleli Külliyesi’nin mimarı olduğu söylenmektedir. Fakat caminin temel atma törenine ait olan belgeler, Hassa Başmimarı’nın Kara Ahmed Ağa olduğunu kanıtlar niteliktedir. 

Laleli

Mehmet Tahir Ağa, 1761 yılında Mimarbaşı olarak ilan edilmiş ve 7 yıl boyunca 1768 yılına kadar bu görevde kalmış. Buna göre, Kara Ahmed Ağa’nın caminin tasarım aşamasında, Mehmet Tahir Ağa’nın ise uygulama aşamasında daha uzun bir süre boyunca görev aldığı anlaşılır. 

Laleli Camii’ne Nasıl Gidilir ?

Laleli

İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı Laleli semtinde yer alan camiye ulaşım için Kabataş-Zeytinburnu tramvay hattını kullanabilirsiniz. Otobüsler ile camiye ulaşmak istiyorsanız da, 28T, 32A, 36ES, 38Z, 41Y, 71T, 77, 77A, 97G nolu otobüsler ile camiye ulaşmak mümkün.

Camiye en yakın olan otobüs durakları ise, Aksaray ve Valide Sultan Camii duraklarıdır. 

Laleli Camii içi

Yakınlarda Neler Var ? 

Pertevniyal Valide Sultan Camii, Laleli’ye 5 dakika yürüme mesafesinde yer almaktadır. Bunun yanı sıra Şehzade Camii, Beyazıt Camii ve Nuruosmaniye Camii de yürüyerek ulaşılabilecek uzaklıkta yer alır.

Göz At ; İstanbul gezilecek yerler (Tarihi ve turistik 50 yer / Haritalı gezi rotası)

Laleli Külliyesi ve Bölümleri

Laleli Külliyesi ve Bölümleri

Laleli Camisi‘nin dışında külliye içerisinde, imaret, sebil, çeşme, muvakkithane, türbe, han, medrese, dükkanlar ve görevli konutları da bulunuyor. Her biri birbirinden değerli tarihi eserler olarak kabul edilen yapıların bazıları külliye ile birlikte aynı dönemde, bazıları ise daha sonradan yapılan restorasyon ve yeniden yapılanma çalışmaları sırasında inşa edilmiş.

Çarşı ; Caminin bodrum katını oluşturan çarşı bölümünün girişi, Ordu Caddesi yönünde yer alan, batıdaki külliye kapısından girildiği zaman doğu tarafta kalmaktadır. 1956-1957 yıllları arasında Ordu Caddesi genişletme çalışmaları sırasında yapılmış. Çarşı, oldukça karmaşık bir plana sahiptir ve caminin cephelerinde, alt kottaki pencereler yardımı ile aydınlanır.

Türbe ; Ongen planlı, altı köşeli olarak 1761 yılında inşa edilmiş. Girişi Ordu Caddesi üzerinde, içinde bir hazire de olan avludandır. Türbede Sultan III. Mustafa’nın yanı sıra, Sultan III. Selim, Mihrimah, Mihrişah, Heybetullah ve Fatma Sultanlar yatmaktadır. Bu türbenin batı tarafında yapıya bitişik olarak sonradan yapılmış olan ikinci türbede ise, Mihrimah Sultan’ın annesi Aynülhayat Kadın ve III. Selim’in başkadını Lef’uzar Kadın yatmaktadır.

Laleli Külliyesi ve Bölümleri

Sebil ; Üzeri kubbeli ve beş açıklıklıdır. Ordu Caddesi’nin üzerindeki türbenin doğu yönünde yer alır ve günümüzde bir büfe olarak kullanılmaktadır.

Medrese ; Külliye içerisinde günümüze kadar ulaşamamış yapılardan biri. 1763’te külliyenin diğer yapıları ile birlikte inşa edilmiş. 1894 yılındaki depremde harap olmuş, 1911’deki yangından sonra ise geriye sadece 4 duvarı kalmış. 

Muvakkithane ; Türbe ile imaretin ortasında yer alır. Sade yapısıyla dikkat çeken yapı, dikdörtgen planlı ve kırma çatılı olarak tasarlanmış.

Çeşmeler ; Fethi Paşa Caddesi ve Ordu Caddesi’nin kesiştiği noktada yer alan külliye kapısının iki yanında iki adet çeşme bulunur ve günümüzde halen kullanılmaktadır.

Laleli Camii Hikayesi

Laleli Camii Hikayesi

Günümüzde Laleli olarak bilinen caminin yerinde o dönemde ”Laleli Baba” adında ermiş bir zatın tekkesi bulunuyormuş. Bu kişi göğsüne lale takarak gezdiği için bu isimle anılıyormuş. Bir gün III. Mustafa bu zatın yanına gidiyor ve ”Efendi söyle bakalım. Dünyada en büyük nimet nedir?” diye soruyor. Laleli Baba bu soruya, ”Sultanım en büyük nimet yemek içmek ve def-i hacet etmektir” diye cevap veriyor. 

Laleli Külliyesi

Bu cevaptan memnun olmayan padişah, Laleli Baba’nın yanından ayrılıyor. Bir süre sonra padişah kabızlığın ileri bir derecesiyle kıvranmaya başlıyor. Bu korkunç hastalığa saray hekimleri de çare bulamıyor. Daha sonra padişah, Laleli Baba’nın önünde takınmış olduğu tavırdan dolayı bu hastalığa yakalandığını anlıyor. Tekrar Laleli Baba’nın yanına giden padişah, zatın elini öptükten sonra özür diliyor. Efendi gülümseyerek ”Allah’ın vermiş olduğu bunca nimetin yanı sıra, ihtiyaç gidermenin de ne büyük bir nimet olduğunu öğrendiniz padişahım. Bu yüzden, halimize şükredelim ve kulluk borcumuzu yerine getirelim” diyor. 

Laleli camii minaresi

Sözüne devam eden Efendi, ”Ben şimdi size dua edeceğim, siz de Allah’ın izniyle şifa bulacaksınız. Yalnız sizden bir istirhamım olacak ; burada yaptıracağınız camii sizin adınızla değil benim adımla anılacak” diyor. Tabii Sultan III. Mustafa, bu isteğe karşılıksız kalamıyor ve Efendi’nin isteğini kabul ediyor. Böylece camii, bu zatın ismi ile hayat bulup Laleli Camii olarak anılmaya başlanıyor.

Bu camii ziyaretinizden sonra İstanbul’un en iyi bilinen mabetlerinden olan Fatih Camii, Ortaköy Camii ve Eyüp Sultan Camii adlı yazılarımıza da göz atmayı unutmayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON YAZILAR

Ahi Çelebi Camii

Ahi Çelebi Camii Hakkında Bilgi | (Ulaşım, Tarihi, Hikayesi)

0
Tarihi Yarımada sınırları içerisinde, Eminönü'nde Haliç sahil şeridinde yer alan, tarihi 1500 yıllara kadar uzanan Ahi Çelebi Camii, daha çok su baskınları ile gündeme...