Ana Sayfa İstanbul Gezi Rehberi Ayasofya Müzesi Hakkında Bilgiler (Giriş Ücreti, Ulaşım, Tarihi)

Ayasofya Müzesi Hakkında Bilgiler (Giriş Ücreti, Ulaşım, Tarihi)

İç süslemeleriyle İstanbul'un en dikkat çeken yapılarından biri olan Ayasofya Müzesi, dünya çapında tanınan, keşfedilecek birçok yeri, keşfettikçe sevilebilecek birçok özelliği olan yerli/yabancı turistler tarafından en çok ziyaret edilen tarihi yapılar arasında.

-

Dünyanın gözbebeği, ülkemizin de en önemli kültürel miraslarından biri olan Ayasofya Müzesi, dünya mimarlık tarihinde günümüze kadar ayakta kalabilmiş en önemli yapılar arasında yer alıyor. Görkemli yapısı, iç süslemeleri, mimarisi ve işlevselliği yönünden sanat dünyası açısından da önemli olan Ayasofya, 1700 yıllık tarihiyle her dönem ibadet ve iktidar arenası olmuş, günümüzde de bu misyonu korumakta ve hala dünyanın çekim merkezi olmaya devam ediyor.

Günümüzde bir müze olarak faaliyet gösteren Ayasofya, ”Kutsal Bilgelik” anlamına gelmekte ve Ortodoksluk mezhebinde Tanrı’nın 3 niteliğinden biri sayılıyor. Sunduğu tarih ve sanat şöleniyle şehirdeki en çok yabancı turist trafiğine sahip olan Ayasofya Müzesi, Sultanahmet Camii‘nin tam karşısında, İstanbul’un kalbinin attığı yerde bulunuyor.

Sultanahmet gezilecek yerler adlı yazımızda Ayasofya yakınlarındaki en popüler tarihi ve turistik 20 yeri haritalı gezi rotası ile birlikte bulabilirsiniz.

Ayasofya Tarihi

Ayasofya Tarihi

Doğu Roma İmparatorluğu‘nun İstanbul‘da yaptığı en büyük kilise olması bakımından önemli olan Ayasofya, aynı yerde 3 kez inşa edilmiş. İlk yapıldığı yıllarda Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak anılmış, 5. yüzyıldan sonra ise ”Ayasofya” olarak anılmaya başlanmış. 

Bizans İmparatorluğu döneminde hükümdarların taç giyme törenlerine de ev sahipliği yapmış olan kilise, başkentin en büyük kilisesi olarak da bir katedral işlevi görmüş. 

İlk kilise, İmparator Konstantios tarafından 360 yılında yapılmış. Üstü ahşap çatı ile örtülü ve bazilikal planlı (Uzunluğuna gelişen) olan birinci yapı, 404 yılında çıkan bir ayaklanmadan dolayı yakılıp yıkılmış. Günümüzde bu ilk yapıya ait kalıntılar bulunmasa da, müze deposundaki Megale Ekklesia damgası olan tuğlaların bu birinci yapıya ait olabileceği düşünülüyor. 

İkinci kilise, İmparator II. Theodosios tarafından 415 yılında yeniden inşa ettirilmiş. Bu yapı hakkında çok net bilgiler olmasa da, ahşap çatı ile örtülü, 5 nefli ve anıtsal bir girişe sahip bazilikal planlı olduğu tahmin ediliyor. İmparator Justinianos‘un saltanat yıllarında aristokrat kesimin esnaf ve tüccar kesim ile İmparatorluğa karşı birleşmesi sonucunda çıkan, tarihte ”Nika İsyanı” olarak da bilinen halk ayaklanması sırasında (532 yılında) kilise yıkılmış. 

Ayasofya Tarihi

Günümüzdeki görkemli yapı, yani Ayasofya ise İmparator Justinianos tarafından o dönemin en ünlü iki mimarı olan Miletos’lu İsidoros ve Tralles’li (Aydın) Anthemios‘a yaptırılmış. 532 yılında başlayan inşaat 5 yıl gibi kısa bir süre içerisinde tamamlanarak ”Dünyanın en hızlı inşa edilen katedrali” ünvanına sahip olmuş. 

Üçüncü kilise, yani Ayasofya’nın mimarisindeki yenilik ise, bazilikal plan ile merkezi kubbeli planın bir araya getirilmesi ile olmuş. 

İmparator Justinianos, Ayasofya’nın çok daha ihtişamlı olması için himayesindeki tüm eyaletlere haber göndermiş ve en iyi ve en güzel parçaların Ayasofya’da kullanılması için toplatılmasını emretmiş. Bu yüzden de Ayasofya’daki sütunlar ve mermerlerin en iyileri  Ephesos, Aspendos ve Tarsus gibi Anadolu ve Suriye’de bulunan antik kalıntılardan getirilmiş. Ayrıca yapı içerisindeki pembe mermerler Afyon’dan, sarı mermerler Kuzey Afrika’dan ve Beyaz Mermerler Marmara Adası’ndan getirilmiş. 

Ayasofya Mozaikleri

Doğu Roma döneminde İmparatorların taç giyme törenlerinin yapıldığı yer olarak hizmet vermiş olan Ayasofya içerisindeki bitkisel ve geometrik mozaiklerin tarihi 6. yüzyıla ve tasvirli mozaiklerin tarihi ise 730-842 yıllarına kadar uzanıyor. IV. Haçlı Seferi sırasında tüm İstanbul gibi Ayasofya da Latinler tarafından 1204-1261 yılları arasında işgal edilip, yağmalanmış. 1261 yılında Doğu Roma kenti ele geçirdiğinde Ayasofya’nın harap bir durumda olduğu bilinir. 

Osmanlı Döneminde Ayasofya ; Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra (1453) Ayasofya Kilisesi, İstanbul’da bulunan birçok kilise gibi camiiye çevriliyor. Camiye çevrilirken güçlendirilmiş ve restorasyonu yapılmış olan yapı, Osmanlı döneminde yapılan eklemeler ile birlikte bir camii olarak uzun bir süre varlığını sürdürüyor. 

Ayasofya Mozaikleri

16. ve 17. yüzyıllarda camiye çevrilmiş olan Ayasofya’nın içerisine minber, mihraplar, müezzin mahfilleri ve maksureler ekleniyor. Günümüzde de görebileceğiniz mihrabın iki yanında bulunan bronzdan yapılmış kandiller, Kanuni Sultan Süleyman tarafından hediye edilmiş. 

Sultan III. Murad döneminden kalma Mihrabın sağ tarafında yer alan minber ise, 16. yüzyıl mermer işçiliğinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Tarihinde birçok dönemde olduğu gibi, Osmanlı Dönemi’nde de bakım ve onarımdan geçmiş olan Ayasofya’nın, en kapsamlı onarım çalışması Sultan Abdülmecid Dönemi‘nde (1847-1849 yılları arasında) İsviçreli Fossati kardeşler tarafından yapılmış. 

Ayasofya Müzesi İstanbul

Sultan Abdülaziz döneminde Ayasofya çevresinin düzenleme çalışmaları sırasında, Fatih Sultan Mehmet döneminde yaptırılmış olan Medrese 1869 yılında yıktırılmış ve 1874 yılında ise yeniden yaptırılmış. 1936’da yıkılmış medresenin kalıntıları ise, 1982’de yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılmış.

M.Kemal Atatürk‘ün emri ve Bakanlar Kurulu kararıyla camii müzeye çevrilmiş ve 1935 yılında Ayasofya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

GÖZ AT : İSTANBUL GEZİLECEK YERLER (Tarihi ve turistik en güzel 50 yer. Haritalı gezi rotası)

Ayasofya Müzesi Hakkında Bilgi – Mimari Özellikleri

Ayasofya Müzesi Mimari Özellikleri

1 orta 2 yan nef ve 2 nartekse sahip olan Ayasofya Müzesi’nin kapıları meşe ağacından yapılmış ve Bizans döneminden izler taşıyor. Yapıdaki Tunç kapı ise Tarsus’ta bulunan Helenistik bir tapınaktan getirilmiş. Ayasofya’nın kubbesi tuğladan yapılmış ve 55.6 metre yüksekliğinde. Kubbe 40 pencere ve kaburgadan oluşuyor. İçerisinde bulunan 107 sütunun 67’si galeride 40’ı ise alt katta bulunuyor. 

Galerilerin seviyesinde bulunan duvarlara asılmış büyük diskler deri üzerine yapılmış ve kubbedeki yazıt ise yapının bir camii olarak kullanıldığını ifade ediyor. Bu kaligrafilerin 19. yüzyılda dönemin büyük ustaları tarafından yazıldığı biliniyor. 

Duvarlarda bulunan farklı renkteki mermerler, Eğriboz, Tesalya, Marmara Adası ve Mısır gibi yerlerden getirilerek yaptırılmış.

Ayasofya Müzesi’nin süslemeleri de oldukça dikkat çekici. Özellikle mozaikler, yerli yabancı turistleri büyüleyen en önemli eserler arasında. Apsisteki mozaik, kucağında çocuk İsa’yı tutan Meryem figürüyle süslenmiş. Bu mozaiğin tarihi ise 9. yüzyıla kadar uzanıyor. Bu yüzden de yapı içerisinde en eski figürlü mozaik olma özelliğini taşımakta.

Ayasofya Müzesi Mimari Özellikleri

Yapı, Fatih Sultan döneminde camiiye çevrildikten sonra yarım kubbelerden birinin üzerine Sultan tarafından bir minare yaptırılmış. Bu minare ise günümüze kadar ulaşamamış. Güneybatı ve Kuzeybatı yönünde bulunan eş minareler Sultan III. Murad döneminde Mimar Sinan tarafından yapılmış. 

Güneydoğudaki tuğla minarenin tam olarak ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmiyor olsa da, minarenin biçim bakımından Fatih Sultan Mehmet veya II. Bayezid dönemine ait olduğu tahmin ediliyor. Bab-ı Hümayun tarafındaki minare ise yine tam olarak ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Fakat Edirne’de bulunan Selimiye Camii minarelerine benzerliğinden dolayı II. Selim döneminde Mimar Sinan tarafından yapıldığı tahmin ediliyor.

AYASOFYA MÜZESİ FOTOĞRAFLARI

Ayasofya Müzesi Nerede ve Nasıl Gidilir ?

Ayasofya Hakkında Bilgiler

Ayasofya Camii Müzesi olarak da bilinen dünyaca ünlü bu yapı, tarihi yarımadada Fatih ilçesine bağlı Sultanahmet bölgesinde bulunuyor.

Ayasofya Müzesi’ne ulaşım için birçok alternatif bulunuyor. Müzeye ulaşım için en çok tercih edilen ve en mantıklı yöntem ise Kabataş-Bağcılar tramvay hattını kullanmak olacaktır. Bu tramvaylar ile Sultanahmet durağına gelebilir, bu duraktan da müzeye yürüyerek 2-3 dakika içerisinde ulaşabilirsiniz.

Anadolu Yakası’ndan müzeye ulaşım için ise, öncelikle Üsküdar veya Kadıköy’den Eminönüne veya Kabataş’a vapur ile geçerek, daha sonra tramvay hattını kullanarak müzeye ulaşabilirsiniz.

Eminönü’ne otobüsler veya tramvaylar ile İstanbul’un birçok noktasından ulaşılabilir. Eminönü’nden Ayasofya’ya ister yürüyerek 15-20 dakika içerisinde isterseniz de tramvayları kullanarak 2 dakika içerisinde ulaşabilirsiniz.

Ayasofya Müzesi Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri

Ayasofya Hakkında Bilgiler

İstanbul Ayasofya Müzesi giriş ücreti 100 TL‘dir ve müzede müzekart geçerlidir. Müzekartınız yoksa, dilerseniz Ayasofya’da uzun kuyruklara girerek bu kartı alabilir veya online olarak da müzekartınızı alabilirsiniz. 

Müzeyi yaz sezonunda (Nisan-Ekim ayları arası) 09:00 – 19:00 saatleri arasında, kış sezonunda ise (Kasım – Nisan) 09:00 – 18:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Güncel giriş ücreti ve ziyaret saatleri için resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Ayasofya Müzesi Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri

YAKINLARDA NELER VAR ? 

Güzel bir köfte yiyebileceğiniz meşhur Sultanahmet Köftecisi var. Karnınız acıkırsa aklınızda olsun. Bunun dışında, Sultanahmet Camii hemen müzenin karşısında yer alıyor ve ücretsiz olarak ziyaret edebileceğiniz tarihi mabetlerimizden biri. 

Sultanahmet Meydanı da müze ziyaretinde sonra görülebilecek önemli yerler arasında. Burada tarihi sütunlar veya en önemlisi binlerce esere ev sahipliği yapan, Türk ve İslam Eserleri Müzesi görülebilir.

Yerebatan Sarnıcı da müzeye 2 dakika yürüme mesafesinde bulunuyor. 

DİĞER İSTANBUL YAZILARI

Ayasofya Sırları ; Hiç Duymadığınız En Önemli 5 Sır

Ayasofya Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri

1.Kutsal Kase İle Birlikte Kaybolan Papaz ; Ayasofya hakkında birçok efsane bulunuyor. Bunlar arasında en iyi bilinen ve en çok şaşırtan ise, kutsal kase ile kaybolan papaz. İstanbul’un fethi sırasında vaaz veren bir papazın kasenin müslümanlar tarafından ele geçirilmemesi için bir kapıdan geçip kaybolduğu rivayet edilir. Yine rivayete göre Müslüman askerler papazın arkasında koşar ve kapının dümdüz bir duvara dönüştüğünü söylerler. Hristiyan dünyasındaki efsaneye göre ise, İstanbul, Hristiyanlar tarafından geri alınacak olursa, papazın aynı kapıdan girip vaaza devam edeceği söylenir. 

2.Hz. Meryem’in Gözyaşları İle Delinen Sütun ; Ağlayan Sütunun bir zamanlar Meryem Ana’nın evinde bulunduğu söylenir. Hz. İsa’nın yakalandığını ve işkence edildiğini duyan Hz. Meryem’in akıttığı göz yaşlarının bu sütunu erittiği söylenir. Ayasofya’nın inşaası sırasında bu sütun kiliseye getirilir ve kilise bu sütunla kutsanır.

3.Ayasofya’daki Tabut ; Ayasofya Müzesi içerisinde günümüzde kıble kapılarından ortada yer alanın içerisinde bir tabut bulunmakta. Tabutun üzerindeki kubbede dört melek figürü bulunuyor, Azrail, Cebrail, Mikail ve İsrafil. Eğer bu tabut yerinden oynatılacak olursa, Ayasofya’nın yıkılacağına inanılmakta. Tabutun da Kraliçe Sofya’ya ait olduğu düşünülüyor.

4.Ayasofya’nın Kıble Yönüne Çevrilmesi ; Yine bir rivayete göre, İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet cuma namazını Ayasofya’da kılmak ister. İmamlığını yaptığı  bir cuma vaktinde iki kez namazı bozar. İlk iki tedbirden sonra üçüncü tedbir ile ancak namazı kıldırabilen Fatih Sultan Mehmet’e cami ahalisi durumu soruyor. Sultanın cevabı ise, ”Kabenin bana ve tüm cemaate görünmesini istedim. Bu niyetle kabe görünmeyince birinci ve ikinci tekbirde namazımı bozdum, fakat üçüncü tekbirde gözümün önüne geldi”, olmuş. Akşemseddin ise olayı biraz daha farklı anlatıyor ; Hz. Hızır saf tutmak için Terleyen direğe (Ağlayan Sütun) parmağını soktu ve Ayasofya’nın yönünü kıbleye çevirdi. Ondan sonra da namaza durdu. Bundan dolayı da padişah üçüncü tekbirden sonra kabeyi karşısında görmüştür, diyor.

5.Kapılar ; Ayasofya Müzesi’ni gören herkesi büyüleyen devasa kapıların da bir efsanesi bulunuyor. Yapıda toplamda 361 adet kapı bulunuyor. Fakat diğerlerinden büyük olan 101 kapının tılsımlı olduğu söyleniyor. Çünkü bu kapılar ne zaman sayılsa ortaya fazladan bir kapı daha çıkıyormuş.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON YAZILAR

Ahi Çelebi Camii

Ahi Çelebi Camii Hakkında Bilgi | (Ulaşım, Tarihi, Hikayesi)

0
Tarihi Yarımada sınırları içerisinde, Eminönü'nde Haliç sahil şeridinde yer alan, tarihi 1500 yıllara kadar uzanan Ahi Çelebi Camii, daha çok su baskınları ile gündeme...
Anadolu Kavağı

Anadolu Kavağı

error: Content is protected !!