Ana Sayfa İstanbul Gezi Rehberi Arap Camii Hakkında Bilgiler | Tarihi, Ulaşım ve Hikayesi

Arap Camii Hakkında Bilgiler | Tarihi, Ulaşım ve Hikayesi

Fetih öncesinden kalan İstanbul'un tek gotik kilisesi olma özelliğine sahip Arap Camii, 1475 yılında camiye dönüştürülmüş, İstanbul'un en eski camileri arasında önemli bir yere sahip. Farklı tarzdaki minaresi, tarihi, kutsal emanetleri ve ahşap yapısıyla görülmeye değer mabetlerimizden.

-

Beyoğlu ilçesinin Galata semtinde bulunan Arap Camii, İstanbul‘da ilk ezan sesinin duyulduğu camii olarak bilinir. Bu özelliği ile hem İstanbulluların hem de turistlerin ilgisini çeken caminin tarihi 715 yılına kadar uzanıyor. İstanbul’un gizli hazinesi olarak bilinen yapı, San Paola Kilisesi‘nden fetih sonrası camiye dönüştürülmüş tarihi mabetlerimizden. 

Osmanlı tarzı minarelerinde alışık olmadığımız kare minaresi ile dikkat çeken yapı, farklı mimari yapısının yanı sıra, hikayesi ve tarihi ile de İstanbul’da görülmesi gereken önemli camiler arasında yer alıyor.

Arap Camii

Arap Camii

Galata’daki perşembe pazarının labirent sokakları arasında gizlenmiş, sivri külahlı minaresi ile dikkat çeken Arap Camii, klasik Osmanlı mimarisinden farklı tarzı ile şehirdeki diğer tarihi camilerden ayrılıyor. Caminin minaresi kilisenin çan kulesinden çevrilmiş olduğundan dolayı, kare planlı ve sivri külahlı bir yapıya sahip. 

Camii, Bizans döneminde Latinler tarafından ”Pera” Osmanlı döneminde ise, ”Galata” olarak anılan bölgede bulunuyor. Çok kültürlü dokusuyla Galata, entelektüel kesimin ve turistlerin en gözde yerlerinden biri olarak bilinir. Caminin bu bölgeye yapılmasının en önemli nedeni ise, 715 yılında İstanbul’un fethi için gelen Mesleme Bin Abdülmelik kumandasındaki ordunun ilk olarak Galata’ya yerleşmesi ve ordunun ibadet edebileceği bir yere ihtiyaç duymasından dolayıdır.

Her ne kadar caminin Arap kuşatması sırasında 715-717 yılları arasında yaptırıldığı biliniyor olsa da, bu durum rivayetten öteye gidememekte. Çünkü bu tarih ile ilgili günümüzde kanıtlanabilen hiçbir bilgi bulunmuyor.

Arap Camii Mimari Özellikleri

Arap Camii Mimari Özellikleri

Dikine dikdörtgen planlı olan yapı İtalyan gotik üslubuna sahip. Yapının iç mekanı ahşap tavanla kaplı ve 3 tarafından ahşap galeriyle ile çevrelenmiş. Camii yapımında kullanılan malzeme ise taş ve tuğladır. 

Bazilikal (Dikdörtgen) bir plana sahip caminin harim bölümünü kiremitle kaplı kırma çatı örtmekte ve bu çatıyı 22 ahşap sütun taşıyor. Camii içerisinde 70 pencere 3 kat halinde yapılmış. Orta bölüm ise, yan sahınlardan ahşap sütun dizileri ile ayrılıyor. Yapıda, kuzey ve kuzeydoğu, güney ve güneydoğu olmak üzere 4 giriş kapısı bulunuyor. 

Çan kulesinden çevrilen, 102 merdiven ile çıkılan kare planlı minarenin altından, kuzeydeki camii avlusuna girilen çapraz tonozlu bir geçit bulunuyor. Caminin avlusunda ise, şadırvan ve ucunda da havuz bulunur. Ayrıca ”Mesleme bin Abdülmelik”e ait olduğu rivayet edilen türbe de avluda yer alıyor. 

Arap Camii Hakkında Bilgiler

Caminin son cemaat yerinin bulunduğu kuzeybatı cephesi Hoca Hanım, güneybatı cephesi Galata Mahkemesi ve avlunun bulunduğu kuzeydoğu cephesini de Kalyon sokağı çevreliyor. Bugün caminin güneydoğu tarafında Kuran Kursu olarak kullanılan bir yapı bulunmakta.

Yapı, taş ve tuğlanın kademeleri olarak yerleştirilmesi ile almaşık duvar tekniği kullanılarak inşa edilmiş. Camiye 1913 yılında eklenmiş olan son cemaat yeri, kesme taştan yapılarak kırma çatıyla örtülmüş. Bazı kısımlarında yer yer devşirme malzeme kullanımı da görülen caminin mihrap ve minberi ise mermer malzeme kullanılarak yapılmış.

Arap Camii Mimari Özellikleri

Dikdörtgen planlı ve ahşap tavanlı olan gotik izlere sahip olan camii, önden arkaya 3 bölümden oluşuyor. Mihrap bölümü, yan sahınlardan daha yüksek olup bir çapraz tonoz ile örtülü. Mihrabın iki yanında benzer tonozlara sahip olan birer mekan yer alıyor. Ahşap kaplı süslü tavan ise 22 ağaç ve 4 duvar üzerine oturtulmuş. 

Camii içerisinde kullanılmış olan ahşap, güve yemesine karşı mukavim olan özel bir ahşaptan yapılmış. Bu özelliği sayesinde uzun yıllar boyunca dayanmış. Yapıdaki ahşap öğeler ise, bilindiği gibi Osmanlı’nın kiliseyi camiye dönüştürme zamanından değil, I. Mahmut’un annesi Saliha Sultan tarafından yaptırılan onarımdan kalma. 

Son cemaat yerine yakın bir yerde bulunan müezzin mahfiline 8 ahşap sütuna oturmuş 12 merdiven ile çıkılıyor. Oldukça sade bir yapıya sahip olan mahfil, yeşil yağlı boya ile boyanmış.

Arap Camii Hakkında Bilgiler

14 basamak ile taht bölümüne ulaşılan minber, mermerden yapılmış ve minber tahtının külahı bir hayli yüksek tutulmuş. Minberin kapısı barok üslupta yapılmış bir tepelik ile dikkat çeker. Tepelikte yer alan madalyonda yeşil bir zemin üzerine yazılmış tuğra bulunuyor.

Camii mihrabının bulunduğu yeri örten çapraz tonoz üzerinde bugün bile görülebilen fresko kalıntıları ise, yapının camiye dönüştürülmeden önceki haline işaret ediyor. Mihrap, oldukça sade bir görünüme sahip ve nişini ise kaval silmeler çerçeveliyor. Tepeliği oldukça süslü olan mihrapta palmet ve rumi motifleri yer alıyor. Mihrap üzerinde yer alan vitray pencereler ise, caminin gotik bir üslupta olduğunun en önemli kanıtlarından biri.

Mihrabın bulunduğu yerden Mesleme’nin Çilehanesi olduğu söylenen yere geçiş, bir kemer açıklığından sağlanıyor. Bu çilehane içerisinde ise, Osmanlı barok tarzında bir mihrap ve kutsal eşyaların saklandığı ahşap mahfaza bulunuyor. Bu kutsal emanetler sadece Kadir Gecesi görücüye çıkmaktadır. 

Arap Camii Hakkında Bilgiler

Kuzeydoğuda yer alan ahşap galerinin ön kısmında ayrı bir giriş kapısına sahip Hünkar Mahfili yer alıyor. Ahşaptan yapılmış bir kafes ile mekandan soyutlanmış olan Hünkar Mahfili, küçük bir kubbeye sahip ve mahfilin alt kısmında çarkıfelek motiflerinden oluşan kalemişi süslemeler yer alıyor. Hünkar Mahfilini taşıyan sütunlarından biri mermer kaplı ve Bizans döneminden kalma.

Hünkar Mahfili’nin alt kısmında bulunan vaaz kürsüsü, Azapkapı Sokullu Mehmet Paşa camisinden 1930 yılında getirilmiş. Klasik dönem özelliklerini taşıyan kürsü, tamamen kahverengi yağlı boya ile boyanmış. Bu yağlı boyadan dolayı da, farklı renkte ağaçlardan oluşan kakmaların olup olmadığı da tam olarak anlaşılamamakta.

Tarihçe

Minaresi

Arap Camii tarihi ve hikayesi oldukça karışık ve rivayetler ile dolu. İstanbul’un ilk camisi olduğu rivayet edilen yapının Arap kumandanı Mesleme Bin Abdülmelik tarafından 715-717 yılındaki İstanbul kuşatması sırasında yaptırıldığı söyleniyor. Ancak caminin inşa edilişi ile ilgili farklı rivayetler de bulunmaktadır. Bu rivayetleri, batı kökenli ve Müslüman kökenli rivayetler olarak ikiye ayırmak mümkün.

Müslüman rivayetlerinin büyük bir çoğunluğu, Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra ortaya çıkmış. İspanya’daki Beni Ahmer İslam Devleti‘nin 1492 yılında yıkılmasından sonra oradan İstanbul’a göç eden Müslümanların bu camii çevresine yerleştirilmesiyle camii, Arap Cami adını almış ve bundan dolayı da caminin Araplar tarafından inşa edilmiş olabileceği söyleniyor.

Cami girişi
Foto Kaynak ; plumtheblog.blogspot.com

Mesleme, Emevi ordusu ile birlikte İstanbul’u kuşatmış, başarısızlık ile sonuçlanan bu kuşatmanın ardından Kapıdağ Yarımadası ele geçirilerek bölge İstanbul’a yapılacak olan seferler için bir üs haline getirilmiş. Bu kuşatma sırasında Mesleme İstanbul’u fethedememiş olsa da, Galata’yı ele geçirdiği ve buraya ordusunun ve kendisinin ibadet edebileceği bir camii inşaat ettirdiği söylenir. 

Bazı kaynaklarda Mesleme’nin bu camiyi inşa ettirebilmesi karşılıklı yapılan bir anlaşma sonucunda gerçekleştiği de söylenir. 

Camii İçi
Foto Kaynak ; plumtheblog.blogspot.com

Bundan sonra caminin durumu ile iki farklı rivayet yer alıyor. Bunlardan biri Emevi Ordusu’nun Galata’dan çekildikten sonra bölgeye Cenevizlilerin yerleştiği ve caminin Cenevizliler tarafından kilise çevrildiği. İkinci rivayet ise, yapının camii olarak kullanılmaya devam ettiği yönündedir. 

Batı kökenli kaynaklara göre, IV. haçlı seferi sırasında 1204 yılında Latinler İstanbul’u işgal etmiş ve sefere önderlik eden Venediklilerin Cenevizlileri şehirden kovmasından dolayı, Cenevizliler Galata’ya sığınmak zorunda kalmış. Daha sonra Cenevizliler, 1261 yılında İstanbul’da Latin egemenliğinin sona erip Bizans hükümranlığının tekrar başlaması ile İstanbul’a geri dönme hakkını elde etmiş. Ancak bu zamana kadar Galata’ya iyice yerleşmiş olan Cenevizliler bölgede kendi egemenliklerini kurmuş. 

Foto Kaynak ; plumtheblog.blogspot.com

1325 yılında Cenevizli Dominikenler, San Domenico’ya ithafen bir manastır inşa etmişler. 1337 yılına kadar inşası süren bu manastır, günümüzde Arap Camii olarak bilinen Aziz Paolo (San Domenico) Kilisesi‘dir. 1475 yılına kadar San Domenico Kilisesi olarak kullanılmış olan yapı, usülüne uygun olarak bu tarihte tekrar camiye çevrilmiş. Camiye çevrildiği ilk zamanlarda ”Galata Camii” olarak adlandırılmış olan yapı, 1492 yılında İspanya’dan göç eden Arapların bölgeye yerleşmesi ile Arap Cami adını almış.

Foto Kaynak ; plumtheblog.blogspot.com

Birçok kez onarım görmüş olan camii, en son 1913-1919 yıllarında yapılan detaylı restorasyon sonrası günümüzdeki halini almış.

Arap Camii Nasıl Gidilir ?

İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Galata semtinde, Karaköy yakınlarında bulunan camiye ulaşım için Galata’ya gelmeniz gerekiyor. Galata Kulesi‘ne 7 dakika yürüyüş mesafesinde bulunan camiye Karaköy tramvay durağında inerek kısa bir yürüyüş sonrası ulaşabilirsiniz.

Camiye Taksim meydanından ve İstiklal Caddesi‘nden yürüyerek 15-20 dakika içerisinde ulaşmakta mümkün. Eminönü’nde Galata Köprüsü’nü geçerek, yürüyerek de camiye ulaşılabilir.

Yakınlarda Neler Var ?

Camii, İstanbul’un kalbinin attığı yerlerden biri olan Beyoğlu ilçesinde bulunuyor. Camii yakınlarında İstiklal Caddesi ve Galata Kulesi’nin yanı sıra Karaköy Yeraltı Camii de bulunuyor. Beyoğlu’nda gezilecek yerler arasında popüler olan birçok yere de Arap camisinden yürüyerek rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz.

Arap Camii Hakkında Bilgiler

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan İstanbul, uzun yıllar boyunca birçok devlete ve medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir. Coğrafi konumuyla hem doğunun hem de batının gözdesi bu güzel şehir, içerisinde birçok farklı milleti ve dini inancı barındırıyor. Hem Hristiyanlık hem de Müslümanlık açısından oldukça önem arz eden bu şehirde, birçok camii ve kilise bulunuyor. Arap Camii de, bu dini mabetler arasında yer alan hem Hristiyanlık hem de Müslümanlık döneminde hizmet vermiş yapılardan biri. İstanbul’un ilk camisi olduğu söylenir ve hakkında birçok rivayet bulunur. Hem tarih hem de mimariye meraklı olanları bir araya getiren bu camii, her İstanbullunun bir kez de olsa görmesi gereken, dolu dolu İstanbul tarihini yaşayabileceği yapılardan biri. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON YAZILAR

Arap camii

Arap Camii Hakkında Bilgiler | Tarihi, Ulaşım ve Hikayesi

0
Beyoğlu ilçesinin Galata semtinde bulunan Arap Camii, İstanbul'da ilk ezan sesinin duyulduğu camii olarak bilinir. Bu özelliği ile hem İstanbulluların hem de turistlerin ilgisini...