Ana Sayfa İstanbul Gezi Rehberi Alman Çeşmesi Tarihi, Mimari Özellikleri, Ulaşım ve Bilgiler

Alman Çeşmesi Tarihi, Mimari Özellikleri, Ulaşım ve Bilgiler

Sultanahmet Meydanı'nda I. Ahmet Türbesi'nin tam karşısındaki merkezi konumu ve kendine has mimarisi ile dikkat çeken Alman Çeşmesi, Türk-Alman dostluğunun bir nişanesi olarak 1899 yılında yapımına başlanmış ve 1901'de tamamlanarak Alman İmparatoru Kayser Wilhelm tarafından II. Abdülhamid'e hediye edilmiş. Günümüzde süslemeleri ve mimarisi ile ilgi toplayan bu çeşme, detaylı bir incelemeyi hakeden İstanbul çeşmelerinden biri.

-

Bizanslıların Hipodrom, Osmanlıların ise At Meydanı dediği meydanda yer alan Alman Çeşmesi, Almanya’da yapılmış olup parçalara ayrıldıktan sonra gemiler ile İstanbul‘a getirilmiş. 27 ocak 1901 yılında, yani Kayzer’in  42. doğum gününde büyük bir tören ile hizmete açılmış olan çeşme, ne Alman mimarisinde ne de klasik Osmanlı mimarisinde emsali olmayan bir mimariye sahip olmasından dolayı da önemli.

Neo-Bizanten tarzında sekizgen bir plan üzerine kubbeli olarak inşa edilmiş olan çeşme, yerli/yabancı turistlerin biraz durup incelediği, çeşmeyi arkalarına alarak bir de bu anı ölümsüzleştirdiği yapının fotoğraflarını çekip, işçiliğine hayran kaldığı fakat çoğumuzun ismini dahi bilmediği bir çeşmedir. 

Çeşmenin tasarımı II. Wilhelm’in özel danışmanı olarak bilinen Mimar Spitta tarafından çizilmiş. Yapımını ise, mimar Schoele ve Carlitzik ile İtalyan mimar Joseph Antony üstlenmiş. Görünüş olarak şadırvanı anımsatan çeşme daha çok kubbe süslemeleri ile ilgi odağı olmaktadır.

Mimari Özellikleri

Mimari Özellikleri

Yeşil renkte somaki taşından yapılmış, sekiz kolon üzerine binen kubbenin iç kısmı altın mozaiklerle ile kaplı. Mozaik tekniğinde sık rastlanan, altın mozaikler ile kaplı kubbenin tam orta kısmında iç içe geçen yuvarlak motiflerin oluşturduğu çok renkli bir göbek yapılmış. Kubbenin eteğindeki madalyonların 4’ün iç kısmında yeşil bir zemin üzerine II. Abdülhamid‘in tuğrası, kalan 4 madalyonun içinde ise Prusya mavisi zemin üzerine II. Wilhelm‘in simgesi olan ”W” harfi altında II sayısı yerleştirilmiş. Çeşmenin kolonlar arasındaki kemerleri de yapının sanatsal yönden değerini artırmış. 

Çeşmenin kubbesi açık yeşil renkte olup bakır kaplıdır. Yuvarlak kemerlerin yüzeyi ise farklı renkte desenler ile süslenmiş. Kilit taşı olan yerler ise, kabartma olarak yapılmış madalyonlar ile vurgulanıyor. Çeşmenin sütun gövdeleri, koyu yeşil renkte mermerden yapılmışken, sütun tabanları ve başlıkları ise kabartma desenli bronz dökümdendir.

Sekiz basamak ile girişi vurgulanan çeşmenin ortasında kubbeli formda tasarlanmış mermer su haznesi yer alır. Sekizgen planlı çeşmenin giriş cephesi dışındaki 7 dış kenarına, tablası bronz döküm kabartmalı süslemeli olarak düzenlenmiş birer musluk ve bu muslukların önlerinde de geniş uzun bir tekne yer alır. Cepheler, sütunların bindiği bölüme geçerken geometrik geçmeli motiflerden oluşan bordür ile süslenmiş.

Kubbenin iç kısmında, yuvarlak kemerlerin üst tarafında yer alan kitabe, Seraskerlik Dairesi görevlilerinden, aynı zamanda bir edebiyatçı olan Ahmed Muhtar Bey tarafından hazırlanmış olup, İzzet Efendi‘nin sülüs hattıyla yazılmıştır. Kitabede ; ”Alman Kaiser’i Wilhelm II 1898 sonbaharında Osmanlı hükümdarı haşmetlü Abdülhamid II nezdinde ziyaretinin şükran hatırası olarak bu çeşmeyi yaptırdı” yazmaktadır. Osmanlıca yazılmış olan kitabenin dışında aynı cümleyi tekrarlayan bir de Almancadan yazılmış bir plaka var. Bu plaka tam olarak çeşmenin tunç haznesinin merdivene bakan tarafında yer alır.

Alman Çeşmesi Tarihi Kısaca

Alman Çeşmesi Tarihi

Günümüzde I. Ahmed Türbesi’nin karşısında yer alan çeşme, köklü Türk ve Alman dostluğunun güzel bir eseri olarak kabul edilir. Aslında bu çeşme II. Wilhelm‘in Ortadoğu’daki yayılımcı politikasının bir simgesiydi. Bu politika kapsamında İmparator’un İslam dünyası ile iyi ilişkiler kurması gerekiyordu. Öncelikle iki ülke arasında ticari faaliyetler artmış, daha sonra İmparator Osmanlı sultanıyla da planlı dostluk ilişkilerini geliştirmişti.

Öncelikle Alman tüfeklerinin Osmanlı ordusuna satılmasında Padişah ile anlaşmaya varılmış. İmparatorun ikinci ziyaretinde ise, İstanbul ile Bağdat arasında yapılması planlanan ve o zamanda dünyanın en uzun demiryolu hattı olacak 4 bin km’lik Bağdat demiryolu projesi Alman firmalara verilmesi konusunda anlaşmaya varmıştır. Bu anlaşmaya bir teşekkür olarak 1901 yılında inşa ettirmiş olduğu Alman Çeşmesi, ayrıca siyasi yönden Almanya’nın baskıcı tutumunu devam ettirerek gelecekteki yeni anlaşmalara zemin hazırlaması bakımından da oldukça önemlidir.

Alman Çeşmesi

Yapımına 1899 yılında başlanmış olan çeşme, 27 ocak 1901 yılında günümüzdeki yerinde halkın ve dönemin önde gelen isimlerinin katılımıyla hizmete açılmış. 120 yıldır aynı yerde bulunan çeşme, günümüzde daha çok yabancı turistlerin dikkatle incelediği yapılar arasında yer alıyor.

Çeşmenin inşasına başlanmadan önce çeşmenin kurulacağı meydan yeniden düzenlenmiş, ağaçlandırılması tamamlandıktan sonra çeşme Almanya’dan getirilmiş. Çeşmenin bulunduğu alan 17. yüzyılda yeniçeri ayaklanmalarında isyancıların idam edildiği ünlü ”Vakvak” veya ”Kanlı Çınar” olarak adlandırılan ağacın bulunduğu yer olarak tarihe geçmiş. Günümüzde çeşmenin yanında hala duran bir çınar ağacı bulunur. Fakat bu çınar ağacının 17. yüzyılda idamlar için kullanılan çınar ağacının olup olmadığı ise muamma.

Alman Çeşmesi’ne Nasıl Gidilir ?

Alman Çeşmesi Tarihi

İstanbul’un kalbinin attığı Tarihi Yarımada üzerinde Sultanahmet Meydanı‘nda bulunan bulunan çeşmeye ulaşım şehrin birçok noktasından kolaylıkla sağlanabiliyor. En çok kullanılan ve en kolay olan yol, Kabataş-Bağcılar tramvay hattını kullanmaktır. Bu tramvaylar ile Sultanahmet durağına gelebilir, bu duraktan kısa bir yürüyüş sonrası çeşmeye ulaşabilirsiniz.

Anadolu Yakası’ndan çeşmeye ulaşım için de, önce vapurları kullanarak Eminönü’ne gelmeniz gerekir. Bu iskeleden çeşmeye dilerseniz yürüyerek dilerseniz tramvay ile ulaşabilirsiniz. İskeleden yürüyerek ortalama 20 dakikada çeşmeye ulaşmak mümkün.

Yakında Neler Var ?

Çeşmenin bulunduğu yer, Sultanahmet’in kalbinin attığı yer. Bu yüzden semtteki turistik yapıların büyük bir bölümüne bu çeşmeden yürüyerek rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Ayasofya, Yerebatan ve Topkapı Sarayı gibi dünyaca ünlü turistik cazibe merkezlerinin yanı sıra, Tarihi Kapalıçarşı, III. Ahmet Çeşmesi, Beyazıt Meydanı gibi yerlere de bu çeşmeden yürüyerek ulaşabilirsiniz. 

Ayrıca çeşmenin bulunduğu bölgede, İstanbul’un en popüler restoranlarından ve kafelerinden bazılarını bulabilirsiniz. Eminönü ve Çemberlitaş da, çeşmeye 15-20 dakika yürüyüş mesafesinde yer almaktadır. İstanbul gezilecek yerler adlı yazımıza göz atarak, bölgedeki diğer turistik yerler hakkında da bir fikir sahibi olabilirsiniz.

Her bir köşesi paha biçilmez değerlerdeki ecdadımızın hatıraları ve yadigarları ile süslü güzel İstanbul‘da, çeşmelerin de önemi büyük. Susuzluk gidermenin sevap oluşu inancının yanında dinimizin emrettiği temizliğin de şehirdeki çeşmelerin inşa edilmesinde oldukça önemli bir rolü var. Bu inançların yanında çeşmeler, sanat zevki ve gücünün zenginliğini de ortaya koyar. Şehirdeki birçok çeşme bu inançların gereği olarak kurulmuş olsa da, Alman Çeşmesi gibi Osmanlı’ya hediye edilmiş olan çeşmeler de yer alır. Bu yönüyle, İmparator Kayzer’in İslam aleminde çeşmeye verilen önemi çok iyi gördüğü ve ikili ilişkileri geliştirmek istemesi üzerine böyle bir adım attığı söylenmektedir. Her haliyle derinden bir incelemeyi hakeden çeşme, İstanbul’da görülmeye değer en önemli tarihi yapılar arasında yer alır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

SON YAZILAR

Ahi Çelebi Camii

Ahi Çelebi Camii Hakkında Bilgi | (Ulaşım, Tarihi, Hikayesi)

0
Tarihi Yarımada sınırları içerisinde, Eminönü'nde Haliç sahil şeridinde yer alan, tarihi 1500 yıllara kadar uzanan Ahi Çelebi Camii, daha çok su baskınları ile gündeme...
Anadolu Kavağı

Anadolu Kavağı

error: Content is protected !!